Terazi Filmleri

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Burcunuzu ciddiye alınız ya da almayınız ama onun hikâyesini ciddiye almalısınız. Yurttaş Kane’deki gibi insan sonuçta kendisine atfedilen hikâyelerin toplamından başka ne ki? Burcunuz da işte size atfedilen hikâyelerden bir tanesi.

Terazi hikâyesi her an iki karşıt ihtimali bir arada düşünmek, iki uç arasında havada asılı kalmak demek. Unsuru hava Terazi’nin ama havayla ilişkisi ‘uçmaktan’ ötürü değil hep havada, boşlukta durmaktan ötürü, aşağı yukarı hareket ederek.

Gezici Festival’in 25. yılı için üç film seçmem gerektiğin- de epey düşünüp taşındıktan sonra —seçim yapmanın bir Terazi için ne büyük azap olduğunu bilemezsiniz— burcumun hikâyesine karar verdim. Muhtemelen bu yazıyı okurken seçimimden ve seçimlerimden çoktan pişman olmuş olacağım ama çok geç. Neyse, birilerinin ya da bir şeyin karar vermesi gerek… Gene muhtemelen bir süre sonra bunları okurken gene beğeneceğim, ‘başka ne ola- bilirdi ki?’ diyeceğim.

Sinemada beni etkileyen karakterler de hep iki uç arasında gelir giderler. ‘Sinemada’yı özellikle vurguluyorum çünkü edebiyatta karar vermek için zaman çoktur, sayfalarca süren bir kitapta karar verecek zamanınız geniştir. İtirazlar, dipnotlar, şerhler, kararlar, vazgeçişler ve sonra baştaki kararlara geri dönüşler için iyi kötü vakit vardır. Günler, haftalar. Araya hayat, olaylar, başkaları, başka kitaplar girer.

Sinema ise —ki onu çocuğu olduğu teknolojiyle akraba yapan benim için en çok da budur— nefes nefesedir. En çok iki, bilemediniz üç saatiniz vardır —sizin de, karakterin de. Anlatılan hikâye bütün bir hayat da olsa. Hele de sinemada film seyrediyorsanız. Hele de karar vermeniz gereken meseleler hem çıldırtıcı derecede küçük hem çıldırtıcı derecede büyükse.

Şu Tristana denen kızı alın mesela. Birbirine benzeyen iki nohut tanesinden birini seçip ağzına atıyor ya da birbirine benzeyen iki sütundan birini seçiyor, seçebildiğini sanıyor da, bir hayat boyu durmadan yanlış- yanlış- yanlış seçimler yapıyor. Yoksa bize mi öyle geliyor? Seçim nedir? Biz gerçekten seçer miyiz? Yoksa başka bir şey mi bizim yerimize seçer? Luis Buñuel’in Tristana’sı kıvrımları büklümleri, beklenmedik dönemeçleri ile beni en çok uğraştırmış filmdir. Buñuel’in ele aldığı diğer birçok karakter de böyledir— o kız bu kız mı ya da bu kız başka bir kız mı, o şahıs bir aziz mi yoksa kendisi mi öyle sanıyor? Nazarin filminin sonunda aylak rahip Nazarin hakkında tam kararımızı vermiş gibiyken, bir köylü kadın ona tutup bir armağan sunar, acaba Nazarin aslında…

Azizler, kutlu kişiler deyince… Carl Dreyer’in güzel bir ağır aksaklıkta, sahnenin bir ucundan ötekine ağır ağır kayan kamerasıyla kimi zaman sahne tahtalarını gıcırdatan teatral bir melodram kimi zaman süssüz bir köy filmi kimi zaman inanç üzerine bir film hatta yer yer bir korku filmi gibi tasarladığı Söz’deki (Ordet) Johannes adlı genç adam peygamber mi yoksa divane mi? ‘Deli olmadan veli olunamayacağını’ da hesaba katarak hangisini seçersek seçelim film aslında seçimler bahsinde bambaşka bir şey üzerinedir. Başkaları, özellikle de sevdiklerimiz, çok sevdiklerimiz hakkında, özellikle de ölüm-kalım bahsinde nasıl seçim yapabiliriz, yapabilir miyiz? Söz bu bahiste sadece tek bir biçimde davranmamızı önerir: saf bir kalp ile. Bu film sinemanın en iddialı ve en sade filmlerinden biridir.

Başkalarının seçimleri karşısında ne yapacağız? Kendimizle ilgili seçimlerimiz, sevdiğimiz insanlara ilişkin seçimlerimiz bir biçimde bize değerken, tanımadığımız başkalarının bizi hiç umursamadan verdiği bazı büyük kararlar da vardır. ‘Onun yerinde ben olsaydım’ diyemeyeceğimiz insanların seçimleri. Onları ancak karşıdan seyredebiliriz. Edebiyatı ve sinemayı vazgeçilmez yapan, bu seçimler karşısında ürperişimizdir. Yabancı’nın kararı, Anna Karenina’nın kararı bizi hesaba katmaz ama bizi değiştirir. Louis Malle’in Saman Alevi’nin (Le Feu Follet) alkolik kahramanı Alain’in hikâyesi de böyle. Alain bir ‘saman alevi’dir, hafifçe yanıp sönerek yaşayıp giden sayısız insandan biri. Ama onların da seçimleri vardır. Bize ancak seyretmek düşer.

Fatih Özgüven

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.