Osmanlı’dan Manzaralar II

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Hollanda Büyükelçiliği’nin katkıları ve EYE Film Enstitüsü işbirliğiyle izleyici karşısına çıkan ve festivalin 20. yılında gerçekleştirilen “Osmanlı’dan Manzaralar”ın devamı niteliğindeki bu bölüm, Osmanlı İmparatorluğu’na farklı bir ayna tuttu. “Osmanlı’dan Manzaralar II” bulunup, arşivde korundukları halleriyle beyaz perdeye yansıyan filmlerin arka planını akademisyen Nezih Erdoğan anlattı. Gösterim sırasında, Çiğdem Borucu da piyanosuyla bu sessiz görüntülere eşlik etti.

Filmler, İstanbul, Gelibolu gibi Türkiye Cumhuriyeti topraklarından olduğu kadar, bir zamanlar İmparatorluğun parçası olmuş Makedonya, Kudüs ve Yugoslavya’dan da manzaralar sunuyor. Gösterim, İngiliz ve Fransızların gözünden Çanakkale Savaşı, Almanya İmparatoru Wilhelm’in 1917’deki İstanbul ve Çanakkale ziyaretleri, mübadele öncesi Makedonya, Kuleli Askeri Lisesi önünde bekleyen yetim Ermeni çocuklar, 1925 yılındaki Kudüs’te gündelik hayat, İstanbul sokaklarında dolaşan bir grup kadının, kameraya peçelerini açarak bakması gibi tarihsel, turistik ve sosyolojik birçok görüntüyü içeriyor.

OSMANLI FİLMLERİ’NE KISA BİR BAKIŞ

Sinema tarihi yazımı başladığında İmparatorluk çoktan çökmüştü. Bu anlamda, sinema literatüründe, “Osmanlı Sinema Tarihi” bulunmuyor. Ancak 1895’te ortaya çıkan sinematografi, imparatorluğun farklı bölgelerine hızla yayıldı. Bir yanda halka açık gösteriler düzenlenirken, diğer yanda farklı yerlerden farklı bağlantılarla gelen değişik ilgi alanlarına sahip kameramanlar, bölgede seyahat etmeye, film çekimleri ve gösterimleri yapmaya başladılar. Sinemanın bu ilk döneminde filmler, izleyenlere hikaye anlatmak yerine olağanüstü şeyler gösterme gayretindeydi. Kaydedilmeye değer, izleyicinin merakını uyandırabilecek her görüntü filme çekilir ve tüm dünyada gösterilirdi. Bu dönemde sinema panayır geleneğiyle birlikte eğlence dünyasında büyük bir yenilikti ve otomobil, uçak gibi dönemin diğer icatları kadar heyecan verici ve hayret uyandırıcıydı. İllüstrasyonlu bir kitap okumak (örneğin Pierre Loti ya da Edmondo de Amicis’in İstanbul’u anlatan kitabı) ya da bir arkadaştan renkli bir kartpostal almak mümkün olsa da, kentleri sanki insan orayı ziyaret ediyormuş gibi gösteren filmlerin yeri bambaşkaydı. Teknelerden ya da tramvaylardan çekilen görüntüler, kent içinde yapılan gezintileri anımsatıyordu. Bu görüntülerde muazzam binaların yanı sıra, dolaşan insanları ve uçan kuşları da görmek mümkündü.

YABANCI ORDULAR DA OSMANLI’DA FİLM ÇEKTİ

Hareketli görüntünün sahip olduğu yüksek potansiyel, kısa zamanda daha iyi anlaşıldı. Artık görüntü, olayları belgelemek, belli bir atmosfer yaratmak ve hatta kamuoyunu etkilemek ve manipüle etmek için kullanılabilirdi. Uluslararası çatışmaların tırmanıp Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla tüm dünyayı dolaşan haber filmleri sinemalarda düzenli olarak gösterilmeye başlandı. Pek çok ordu, görsel kimliğini yaratmak için sinematografiye sarıldı. İngiltere ve Fransa ordularının, Gelibolu’da çektiği görüntüler de tarihe not düştü.

YENİ SORULAR ORTAYA ATAN PROJE

Gezici Festival, Osmanlı’nın çöküş döneminde, bu şartlar altında, yabancıların çektikleri Osmanlı filmlerini, bir takım sorulara cevap bulma iddiasında olmak yerine, yeni sorular ortaya atan bir proje olarak değerlendiriyor.

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.