Yüz

Ansiktet

arsvFilm_GWnUdfcSVRGmyZZTXUSTWqvPPZfkwHWU.jpg
Konu

Ondokuzuncu yüzyılın başında, İsveç taşrasını dolaşan küçük bir tiyatro trubu Stockholm’un giriş kapılarından birinde resmi görevliler tarafından alıkonulur. Amaçları Dr Vogler adlı sihirbazın gösterilerini sergileyen grubun foyasını ortaya çıkarmaktır. Görevliler dilsiz olduğu söylenen Dr Vogler’den özel bir gösteri isterler. Böylelikle yaptıklarının toplum sağlığına zararlı olup olmadığını denetleyeceklerdir. Mistik, karanlık bir atmosferde başlayan film, tuhaf, gizemli karakterleriyle ilk başta gotik bir korku örneği izlenimi veriyor. Daha sonra da, farsla psikolojik dram ve gotik arasında gidip gelen bir yapıya oturuyor. Fakat bir bütün olarak bakıldığında, yönetmenin filmini neden komedi olarak tanımladığını çözmek mümkün. Bergman, birçok karakteri aynı anda, adeta küçük fırça dokunuşlarıyla çizerek karşımıza çıkarıyor ve temalarını derinleşmeden, bir komedi hafifliğinde ele alıyor. Kendilerini iktidarIn bir parçası olarak gören resmi görevli burjuvalar, gruba ikiyüzlü bir tavırla yaklaşıyor ve bilimi bir silah gibi kullanarak onları ezmeye çalışıyorlar. Hizmetçilerin katında ise grup çok daha sıcak karşılanıyor. Cinsellik üst sınıflar arasında örtülü ve ikiyüzlü bir hal alırken, alt katta herşey dolaysız ve açık bir biçimde yaşanıyor. Tiyatrocuları her iki sınıfın arasına bir yere koyan Bergman, onları da ideal karakterler olarak değil, kendi insani zayıflıkları ve kimlik problemleriyle birlikte ele alıyor. Aslında bütün hayatları bir oyun olan Dr Vogler ile karısı da kendi gerçek kimlikleriyle yüzleşmek zorunda kalıyorlar. Bu açıdan baktığımızda filmin, oyuncu ile toplum arasındaki ilişkileri deştiğini de söyleyebiliriz. Yüz’ün belki de en hoş sürprizi, “Bergman kumpanyası”nın unutulmaz aktörleri Max Von Sydow ve Erland Josephson’u gençlik halleriyle seyretmek… Mehmet Açar