Yugofilm

Jugofilm

arsvFilm_AfehgPKUURPXtWXWnQUlYPLFTobYQrJS.jpg
Konu

Voyvodina 1960… Yugoslavya’nın kuzeydoğusunda, mutlu bir çocukluğa dair anılar.. Bu anılar daha sonra solgun bir fotoğrafta acı bir melankoliye ve iç kemiren bir kuşkuya dönüşüyor. Yaz ortasında çocukların oynadığı kırlardaki genç Sırp kızı Bilja, Hırvat kız arkadaşını bir daha asla göremeyecek. Viyana 1991… küçük bir oğlan uçma hayalleri kuruyor. Annesi Bilja, büyükanneyi Yugoslavya’dan getirecek olan büyük oğlu Sascha’nın doğumgünü hazırlıklarını yapıyor. Ama kayıtsız, mutlu aile kutlamalarının dönemi çoktan sona ermiştir. Trende alıkonulan Sascha zorla askere alınır. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Sinemaya hala bir misyon yüklemek gerek tavrıyla yaklaşanlara da hayat hakkı olduğu görüşündeyim. Özellikle İrlanda ve (eski) Yugoslavya üzerine çekilen bütün filmlerde bu mantığın izlerine rastlamak mümkün. Tabiki sinematografik çabalar, yönetmenin kendine has stili önemli ama yeri geliyor hikâyenin kendi güzelliği baskın çıkıyor. Goran Rebic’in Yugofilm’i tam da bu mentaliteye örnek gösterilecek yapımlardan. Ortada ufuk açacak, tartışma yaratacak yeni bir üslup denemesi, stil arayışı yok. Ama filmin önemli bir yanı var; aynı coğrafyada gezinen filmlerin hareket alanını farklı bir zemine taşıyor. 1960’ta Voyvodina’da açılan öykü, 1990’ların başında Viyana’da kapanıyor. Toparlarsak Yağmurdan Önce, Vukovar, Underground gibi yapımlarla sinemasal düzeyde vakıf olduğumuz bir meseleyi, Rebic’in yapıtı bu kez deplasmana taşıyor ve ‘insan köklerinden kaçabilir mi’ sorusunu zihinlerde dolaştırıyor. Elbette bu filmin hepimize vereceği ‘mesajlar’ ve tatlar var; ama bana kalırsa gurbetteki Türkler filmin karekterlerinde kendilerinden daha çok parça bulacaklar. Nitekim filmin bir yerinde yapılan Türk-Kürt tartışması bunun en bariz örneği. Uğur Vardan