Yaşamın Kıyısında

Yaşamın Kıyısında

arsvFilm_anQZVhjRwXjXSYYXYUvpNQkIYXQyLpYo.jpg
Konu

Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo ve Kiliseler Birliği Jüri ödüllerini kazanan Yaşamın Kıyısında filmi için Fatih Akın, “Duvara Karşı’dan daha iyi bir şey çekmek konusunda üzerimde çok baskı hissettim… Yaşamın kıyısında ile başka bir düzeye ulaştım” demektedir. Filmini “ölüm hakkında bir film” diye tanımlayan Akın, filmin hala eksik olduğunu ve bunun “şeytan” hakkında olan üçüncü filmde tamamlanacağını söylemektedir. Emekli dul Ali, fahişe Yeter’le karşılaştığında yalnızlığına bir çözüm bulduğunu düşünür. Ali, Yeter’e aylık belirli bir ücret karşılığında kendisiyle kalmasını teklif eder. Başlangıçta babasının bu tercihini onaylamayan Ali’nin Alman Dili ve Edebiyatı profesörü olan oğlu Nejat, Yeter’in zorluklarla kazandığı paraları Türkiye’de üniversitede okuyan kızına gönderdiğini öğrenince ona karşı sıcak duygular beslemeye başlar. Yeter’in bir kaza sonucu ölmesi baba ve oğlu hem duygusal hem de fiziksel olarak birbirinden daha da uzaklaştırır. Nejat, Yeter’in kızı Ayten’i bulmak üzere İstanbul’a doğru yola çıkar. Fakat Nejat yirmili yaşlarında olan siyasi eylemci Ayten’in Türk polisinden kaçarak Almanya’ya gitmiş olduğunu bilmemektedir… “Hem Türk hem Alman geçmişim var. Almanya’da doğdum ama iki kültür arasında kaldım. Avrupa’da okudum ama annem ve babamla Türkçe konuşarak büyüdüm. Türk kültürü her zaman hayatımın parçası oldu. Çocukluğumdan beri her yaz ailemle Türkiye’ye gittim. İki kültür arasında kaldığım için filmlerimin de iki kültür arasında kalması doğal.” Fatih Akın