Yaban Çilekleri

Smultronstallet

arsvFilm_QPmnYYossBSRSTiihVWhAOBjclQDRTwI.jpg
Konu

Emekli tıp profesörü, Isak Borg, kendi cenazesini gördüğü bir kabus nedeniyle erkenden uyanır. O sabah gelini Marianne ile birlikte doktorluktaki ellinci yılı nedeniyle kendisine verilecek olan sertifikayı almak için Lund’s gitmek üzere yola çıkar. Yolculuk sırasında Marianne kayınpederine ne kadar egoist olduğunu, özellikle kendi oğluna karşı sert ve anlayıştan uzak biri olduğunu söyleme fırsatını bulur. Gelininin eleştirisi Profesörü kendini sorgulamaya iter. Profesörün çocukluğunu geçirdiği kır evinde mola verdiklerinde Isak Borg imgeleminde en günlerine geri döner. Tekrar yola çıktıklarında Profesör uykuya dalar ve geceki kabusuna geri döner. Kendi yaşamının sorgulamasını yapar, bağışlama ve insanları sevme konusunda ne kadar fakir olduğu sonucuna varır. Kabusunda vardığı bu sonuçlar onu çok rahatsız eder ve korku içinde uyanır. O gün olaylar, görüşmeler ve üzücü anılarla geçmiştir ama günün sonunda yaşlı insan bencilliğinin kabuğunu kırmıştır. Önce kendi çocuklarıyla uzlaşmaya varır. Bu kendi dünyası ile uzlaşma çabasının da bir ifadesidir. Yaban Çilekleri’nde Bergman Yedinci Mühür’den sonra ikinci kez, ölüme yaklaşan kişinin kendini sorgulaması temasını işliyor. Belgesel, dışavurumcu, izlenimci akımların karışımı sahnelerle aşırı bencillik nedeniyle yitirilmiş bir yaşamın öyküsü. Yitik bir yaşamın kısırlığının öyküsü. Tıpkı Yedinci Mühür’de vurgulandığı gibi: Mutluluk yaşamın basit zevklerinde gizlidir.