Venedik’te Ölüm

Morte a Venezia

arsvFilm_YoBYSuwXWUaYULmOOPIbRYBXWwTbJLTD.gif
Konu

Thomas Mann’ın aynı adlı eserinden yönetmen Luchino Visconti’nin beyazperdeye uyarladığı Venedik’te Ölüm, hem görsel üslup açısından bir zafer hem de sinemada edebiyat uyarlamaları konusu üzerine bir inceleme niteliğinde. Visconti, Mann’ın unutulmaz hikâyesini görüntü yönetmeni Pasquale De Santis’le işbirliği içinde büyüleyici güzellikte görüntülerle perdeye aktarıyor; ancak filmin sözsel anlatımı her zaman bu görüntülerle eşdeğer değil. Mann’ın olağanüstü öyküsünün temalarından biri, sanatçının fiziksel güzelliğin gücünü ve geçerliliğini tanımasıyla ilgilidir; ve Visconti sinemasal yaklaşımıyla bu temaya bakış biçimini her karede hissettiriyor. Venedik’in görkemi, Aschenbach’ın deniz kıyısındaki otelinin zarafeti, Tadzio adlı delikanlının hem eril hem dişil kusursuzluğu – tüm bunlar, izleyicinin ayrıntılarda oyalanmasına ya da sırf sahnenin bir bütün olarak zenginliğini özümsemesine olanak tanıyan, dolu dolu ve telaşsız bir tavırla görüntülenmiş. Bu, derin düşünceler üzerine bir hikâye (ve film) ve Visconti, Aschenbach’ın kapalı duygusal dünyasına nüfuz ederek hayatı boyunca felsefe ve sanat konusunda oluşmuş kanaatlerini yerle bir edecek olan karşı konulmaz tensel arzudan izleyicinin de payını almasına imkân veriyor. Ama bu aynı zamanda ölümün hikâyesi olduğundan (hem Aschenbach’ın ölümünün hem de sıkı sıkıya sarıldığı fikirlerinin) Visconti filmi bir çürüme atmosferiyle kuşatmıştır. Ölüme ilişkin imgeler her yerdedir. Gerçekten de, Aschenbach sonunda kendisini pudralayıp boyamalarına izin vererek gençliğin acınası bir parodisi haline geldiğinde yüzü tıpatıp bir ölüm maskesine benzer: Gözlerinin çevresindeki boya güneşte eridiğinde bu maskenin üzerinde siyah akıntılar oluşur. Hikâyenin özünde yatan, güzellik ve ölümün bu şekilde yan yana getirilmesi, solmak üzere olan çiçekleri hatırlatırcasına filme huzursuz edici, neredeyse boğucu bir hava verir. Janet E. Lorenz