Uzun Soğuk Bir Kış

Tout un Hiver Sans Feu

arsvFilm_DEStTXVqlvKSliPpRYPYpdDboYGJFSyT.jpg
Konu

İsviçre’nin kış sessizliğine bürünmüş Jura dağları, ateş ve buzu, yas ve müziği harmanlayarak yaşam ve aşk üzerine kırılgan iki öyküye tanıklık ediyor. Çiftliklerindeki ahırda çıkan yangında küçük kızlarını kaybeden ve hâlâ bu olayın şokunu atlatamayan Jean ve Laure’un umutsuz ve sessiz trajedisi, ikisini de tarifsiz bir öfkeyle yüklü kasvetli bir kışın derinliklerine sürüklüyor. Laure bir süre tedavi görmek üzere bir kliniğe yatırılır. Jean da, çiftliğinde hayatını güçlükle sürdürmek zorundadır, bir dökümhanede iş bulur ve tüm gününü fırınların ve ona geçmişi anımsatan alevlerin önünde geçirir. Oysa ateş, aynı zamanda sıcaklık ve rahatlık sağladığı için yaşamın temel taşlarından biridir. Jean, dökümhanede, savaşın dehşetinden kaçmış Labinota adında Kosovalı mülteci, genç bir işçi kadınla tanışır. Mutsuz Labinota, hiçbir umut olmamasına karşın, altı yıldır kayıp olan kocasının bir gün döneceğini ümit etmektedir. Ölgün kış mevsimi, Noel ve yeni yıl kutlamalarıyla biraz canlanınca, Jean da Labinota’nın ailesinin ve mülteci arkadaşlarının hayatlarına dahil olur. Dostluklarının getirdiği günlük mutluluklar, sohbetler, bir demet çiçek, bir şişe şarap ve müzik aracılığıyla, yaşamlarını normale döndürmeye çalışırlar. Jean ve Labinota arasında dayanışma üzerine kurulan ve yaşama geri dönme arzusuyla filizlenen bir aşk doğar. Ancak Jean’ın eşi Laure de gücünü ve cesaretini yeniden toparlayarak geçmişi kabullenmeye başlamaktadır. Ve bu sefer de onu gerçekten yaşama bağlayabilecek tek kişiyi kaybetmekle karşı karşıya olduğunu fark eder. “Büyük bir felaketten sonra hayatı yeniden kurma konusunu işleyen Polonya kökenli genç İsviçreli yönetmen Greg Zglinski, bir başyapıta imza atmayı başarmış. Kuşkusuz 20 yıl önce çekilen Höhenfeuer’dan beri yapılan en iyi İsviçre filmi.” Le Temps