Uzak Işıklar

Lichter

arsvFilm_gECJrdTddXOuGXxiLwPUNRzRznaITQWm.jpg
Konu

İki ülke, iki kent ve bir nehir. Oder nehri yalnızca Alman kenti Frankfurt ile Polonya kenti Slubice’yi değil aynı zamanda iki dünyayı birbirinden ayırmaktadır. Fakir ya da zengin birçok insan buraya büyük umutlarla gelmekte ve çoğu zaman da kendi yarattıkları sınırları aşamamaktadırlar. Karşılık göremediği aşkı yüzünden ailesine ihanet eden genç sigara kaçakçısı Andreas, bu karakterlerden biridir. Diğeri, iflas etmemek için umutsuzca çaba harcayan Ingo, bir başkası ise kızının kiliseye kabul töreninde giyeceği elbiseyi almak için acilen paraya ihtiyacı olan Polonyalı taksi şoförü Antoni’dir. Uzak Işıklar rastlantılar sonucu, 48 saatlik bir zaman dilimi içinde karşılaşan bir grup insanın öyküsünü anlatır. Bu insanlar birbirlerini kandırır, hırsızlık yapar, yardım etmeye çalışır, sıkıntıya düşer, birbirlerini sever ve umutla geleceğe bakmaya çalışırlar. Bütün güçleri ile yaşadıkları bu çılgın dünyada kendilerine bir yer edinmek ve mutlu olmak için çabalarlar. Bazıları aydınlıkta, bazıları karanlıkta. Yönetmen Hans-Christian Schmid, Batı’nın neden bu kadar zengin olduğu, sınırlarını neden dışarıya kapadığı, kendine sığınmak isteyenlere neden bu kadar insanlık dışı davrandığı gibi sorulara parmak basıyor. Ancak filmdeki karakterlerin dokunaklı ve insancıl öyküleri de filmin politik mesajı kadar önemli. Uzak Işıklar her anlama gelebilir: Kilisedeki mumlar, sığınmacıların Berlin zannettikleri Slubice kentinin ışıkları ya da heyecanla beklenen bir taksinin farları. Hem umut verecek hem de tehlikeli olabilecek bir kelime oyunu.