Tuvalu

Tuvalu

tuvalu.jpg
Konu

Genç Alman yönetmen Veit Helmer’in, birkaç yıl önce yine Avrupa Filmleri Festivali kapsamında gösterilen ve yeteneğine hayran bıraktığı Sürpriz!’in başarısı üzerine çektiği ilk uzun metrajlı filmi Tuvalu. Köhne bir kapalı havuzda çalışan Anton’un hayatı, bu yıkık dökük binadan ibarettir. Tek amacı, okyanustaki Tuvalu adlı adaya gidip orada yaşamaktır. Havuza gelen müşterilerden Eva’ya aşık olan kahramanımız, aynı zamanda yöredeki tek eski bina olan havuzu korumaya çalışan kör babasının yanında mücadele vermektedir. Binayı satın alıp oraya devasa tesisler kurmak amacıyla devreye giren üçkağıtçı işadamlarının çabalarını boşa çıkarmak için ellerinden geleni yapar baba-oğul. Bu arada Anton, Eva’yla olan ilişkisinde de türlü aksilikler yüzünden açmazlar yaşamaktadır… Adeta diyalogsuz çektiği filminde, postmodern bir atmosfer yaratma çabası içine giren Veit Helmer, Kafkaesk bir karakterin dış dünyayla iletişimindeki zorlukları odağa oturtarak, özellikle Alman Dışavurumculuğu’nun etkilerini taşıyan bir anlatım modeli üzerinde geliştiriyor yapıtını. Kişiler ve olaylar arasındaki benzersiz “elektrik”, Helmer’in filmini sessiz sinemanın kralları Charlie Chaplin ve Buster Keaton’ın dünyalarına yaklaştırıyor. “Pastel” bir dünyanın “varoluşçu” karakterlerinin bir tür resmi geçit havasında beyazperdeye yansıdıkları Tuvalu, usta Fransız aktör Denis Lavant’ın dünyayla iletişimini dört duvar arasına hapsetmiş Anton karakterine yüklediği anlamla da değerleniyor. Güzel oyuncu Chulpan Khamatova’nın da ondan aşağı kalır yanı yok doğrusu. Mucizelerin ve rastlantıların da motifleri arasında öne çıktığını söyleyebileceğimiz bu genç, dinamik, sinema sanatına bir tür saygı duruşu niteliğindeki film, çeşitli festivallerde ödüllere boğulmuş önemli bir “genç sinema” örneği. Veit Helmer isminin geleceğe taşınacağının da müjdecisi adeta… Murat Özer