Susuz Yaz

Dry Summer

arsvFilm_NCnVbhVQIeuTXQHVQBsUzreUwhvCtALF.jpg
Konu

Çeşitli soruşturmalarda edindiği, “Türk Sinemasının En İyi 10 Filminden Biri” unvanını bu kez de koruyan unutulmaz film… Necati Cumalı’nın öyküsünden uyarlanan ve Türk sinemasına yurtdışındaki ilk büyük ödülü (1964 Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü) kazandıran, Metin Erksan başyapıtı… Toprak ve su kavgası temelinde yükselen bir köy serüveni niteliğindeki Susuz Yaz, klasik iyi ile kötü çatışmasının sinemamızdaki en çarpıcı karşılıklarından birini oluşturuyor. Bir yıl önce, 1962’de çektiği Fakir Baykurt uyarlaması Yılanların Öcü’nde gösterdiği başarıyı tekrarlayan Metin Erksan, Susuz Yaz’da iki kardeşi, Osman’la Hasan’ı karşı karşıya getiriyor. Osman, topraklarında çıkan suyu arklarla çevreleyerek köylünün yararlanmasını engeller. İyi bir insan olan Hasan ise suyu diğer köylülerin de kullanmasını savunur. Kardeşinin işlediği cinayeti üstlenip cezaevine giren Hasan, tahliye olduktan sonra, Osman’ın yalan söyleyerek karısını da elinden aldığını ve evlendiklerini öğrenince çileden çıkar. Kavga sırasında üzerine baltayla saldıran Osman’ı suda boğarak öldürür, sonra da suyun önündeki engelleri açar. Türk sinemasındaki ilk örneklerine 1960’lı yılların başında rastlanan toplumcu gerçekçilik akımının önde gelen temsilcilerinden biri olan Susuz Yaz, kırsal kesim cinselliğini yansıtmaktaki başarısı ve erotizmi ele alışındaki ustalıkla da sinema tarihimizde ayrıksı bir yer edinmiş durumda. Filmin, Hülya Koçyiğit’in meslek yaşamındaki “çıkışa” kaynaklık ettiğini de vurgulayalım. Uzun süre sansürle boğuşan, Cannes ve Venedik festivallerine binbir zorlukla katılabilen Susuz Yaz’ın, Osman rolündeki, sinemamızın en iyi “kötü adamı” Erol Taş’ın performansı açısından da büyük parıltı taşıdığı unutulmamalı. Tunca Aslan