Sıradan Delilik Öyküleri

Pribehy Obycejneho Silenstvi

arsvFilm_cCYSWAHQbpPIuTAVqVXQUSBXnXxxoVnG.jpg
Konu

Bir gün battaniyenin canlanıp size doğru geldiğini hissetseniz, üstüne atlayıp onu bağlar mısınız? Komşularınız, başkası izleyemeden sevişemediklerini söyleyip, size para teklif etse, durumu sevgilinize ‘ek iş buldum’ diye açıklar mısınız? Karısının kendisine fırlattığı şeylerin listesini yapan müdürünüzü nasıl teselli edersiniz? Bu sıra dışı dünyanın içinde yaşayan Petr, sevgilisinden de ayrılmanın verdiği sıkıntıyla ne yapacağını bilemeden, arkadaşlarının önerilerine kulak vererek, onu yeniden kazanmanın hesabını yapmaktadır. Klasik yöntem olan çiçek götürmenin işe yaramadığını gören Petr, büyüye meraklı bir arkadaşının ısrarıyla, sevgilisinin odasına girip saçından bir tutam keser ve bir suyun içinde kaynatır. Oysa yanlış odaya girmiş ve başkasının saçını kesmiştir. İşler zaten arapsaçına dönmüşken, annesinin telefonuyla iyice sarsılır. Babasının ölmekte olduğunu söyleyen annesi onu eve çağırmaktadır. Babasını ölmeden önce son bir kez görmek isteyen Petr, eve vardığında, durumun hiç de annesinin anlattığı gibi olmadığını görür. Babası her zaman yaptığını yapıyor, bira şişesinde oluşan köpüğü izliyordur. Annesi bu durumu kayıtsızlık olarak niteler. Ona göre babasının Bosna’daki savaşa ve Gürcistan’daki depreme duyarsız olmaması gerekir ve bu durum onun artık ölüyor olduğunu göstermektedir. Petr’in yalnızca kendi hayatı değil, çevresindekilerin hayatları da ‘delilik’ boyutundadır. Tüm bu yalnızlığını ve yaşadığı sıradan ‘delilikleri’ kargodan çıkan bir mankenle paylaşır. Sevgilisini kazanmak için elinden geleni yapan Petr, yalnızca kendi ‘delilikleri’yle değil talihsizliklerle de savaşacaktır. Yönetmen Petr Zelenka’nın, belki de kendi ‘sıradışılıklarını’ anlattığı Sıradan Delilik Öyküleri gündelik hayatta karşımıza çıkabilecek öyküleri, abartılı bir dille aktarıyor. Çevremizde olup biten sıradan olayların, bir gün gelip bize delilik gibi görüneceğini, ya da yaşanan her şeyin birer delilik olabileceğini anlatan film, aslında kendi yaşamımızdaki ‘delilik’leri de sorgulamamızı sağlıyor.