Sıkı Denetlenen Trenler

Ostre Sledovane Vlaky

arsvFilm_IudQTQDXAVToMRgQDYbSPFdvIgOfcQZG.jpg
Konu

Yaklaşık 30 yıl kadar önce Sinematek’te seyrederek keşfettiğimiz 1960’ların kimi Çek filmleri; Milos Forman (Maça Ası, Bir Sarışının Aşkları), Vera Chytilova (Papatyalar), Jan Nemec (Gecenin Elmasları), Jan Kadar-Elmar Klos (Ana Caddedeki Dükkan), Jaromil Jires (İlk Çığlık), Ivan Passer (Loş Işıklandırma) vb. yönetmenleri tanıtmıştı bize. Bu Çek Yeni Dalgası’na 1966 yapımı Sıkı Denetlenen Trenler ile Vera Chytilova’nın eski asistanı Jiri Menzel de eklenmişti sonradan. 1938’de Prag’da doğan, 1958-62 arasında FAMU’da yönetmenlik eğitimini tamamladıktan sonra 1963’te kadın yönetmen Chytilova’ya Başka Bir Yaşam filminde asistanlık yaparak mesleğe atılan Jiri Menzel, 1966’da ilk konulu uzun filmi Sıkı Denetlenen Trenler’le uluslararası bir ün kazandığında 28 yaşında, çiçeği burnunda bir yönetmendi. Çağdaş Çek yazarlarından Bohumil Hrabal’ın, vaktiyle dilimize çevrilip “e Yayınları”nca basılan kısa romanından sinemaya uyarladığı filmin senaryosunu yazarla birlikte imzalayan Menzel, 1967’de Hollywood tarafından En İyi Yabancı Film Oscarı’yla taçlandırılan bu ünlü filminde, 2. Dünya Savaşı yıllarında Nazi çizmesi altındaki ülkesine çevirir kamerasını. Alman işgalinin sona erdiği süreci, bir dizi renkli anektodu peşpeşe getirip birçok yönde gelişen olaylara dayanarak hikaye eden Menzel, alışılmış kahraman direnişçi imajını da kıran, trajikomik bir üslup tutturur. Ana karakteri, karşı-kahraman özellikleriyle donatılmış, yeniyetme coşkusunu yitirmemiş, naif ve sempatik bir genç asker olan Milos Hrma’dır. Karşı cinse karşı tutuk, çekingen ve aşırı utangaç Milos, hem erkekliğini kanıtlama çabasındadır hem de taşıdığı üniformanın hakkını vererek aile adına halel getirmemekle yükümlüdür. Aslında dedesinin savaştan kaçmak için komutanını hipnotize ettiğini, babasının da savaşı, cephe gerisinde, tehlikesizce bir masa başı görevinde geçirdiğini pekala bilir. Bohemya’da bir tren istasyonuna atanan Milos’un amiri, güvercin meraklısı, saf biridir. Bir başka mesai arkadaşı her önüne çıkan kadına saldıran bir seks delisi, bir diğeri ise fena halde Milos’a göz dikmiş bir kondüktör kızdır. İstasyondaki görevi sırasında Alman ordusunun bozgun halinde, geri çekilişini gözleyen, ceset dolu bir trene yol veren Milos, savaşın meydana getirdiği büyük acıların farkına gitgide daha çok varacaktır… Bir tür Çek usulü Aslan Asker Şvayk sayılabilecek Milos’un bakış açısından savaşa kamera tutan bu film, Menzel’in ‘şiirle mizahın, trajediyle neşenin’ harmanlandığı duyarlı, hümanist ve iyimser üslubunun belirginleştiği Çek Yeni Dalgası’nın en parlak filmlerinden biridir özetle. Sungu Çapan