Sekal Ölmeli

Ja Treba Zabit Sekal

Konu

Özellikle 1950-60’larda zirvelerini yaşayan, sonradan etkisini yitiren Çek sinemasının son örnekleri arasında kendine hatırı sayılır bir yer edinen Sekal Ölmeli, insanoğlunun varoluşuyla birlikte gündeme gelen ve her devirde varlığını sürdüren evrensel temalar iyi ve kötü üzerinde gezinen bir öykünün küçük kahramanlarını tanıtıyor bizlere. Kısacası bu film, tam bir iyi ile kötünün bahçesinde geceyarısı çeşitlemesi… 1943 yazının parlak ve sıcak günlerinde bir Çek köyünün yaşamla ölüm arasında gidip gelen hezeyanlarını anlatır öykü. Tam bir konformist olan, şimdilerde ise Nazilerin bölgedeki adamı konumundaki “piç” Sekal, köylüleri tehdit ederek topraklarını birer birer yok pahasına sahiplenmektedir. İhtiyar heyeti zaman zaman toplanarak bu soruna kesin bir çözüm bulma çabası içindedir. Sonunda aranan çözüm bulunmuştur; Sekal ölmelidir. Ama nasıl? Bu soruya da en suya sabuna dokunmayan biçimde bir cevap bulunur; köye yeni gelen protestan yabancı Jura Baran bu işi yapmalıdır, yapacaktır da. Ama ne pahasına? Michalek, küçük insanların dünyasında büyük sözler söyleme derdine girip az çok altından kalktığı filminde, klasik tragedyaları 20. yüzyıl boyutuna taşımış görünüyor. İyiyle kötünün, doğruyla yanlışın, gerçekle yalanın, görünenle gizlenenin, masumiyetle şeytaniliğin, yani akla karanın sık sık yer değiştirdiği, içiçe geçtiği öykü, bizleri kötünün kötüsü bir adamın ölmesi gerektiğine ikna eder gibi oluyor. Hatta bizler de çoğu zaman ikna olmuş gibi davranıyoruz. Ancak film ilerledikce, bunun yanılsamadan öte birşey olmadığını kanıtlıyor adeta. Kieslowski’nin Kör Talih’inden hatırladığımız, bu filmdeki Sekal rolüyle Karlovy Vary’de en iyi oyuncu seçilen Boguslaw Linda’nın başını çektiği deneyimli kadro, filmi başarılı bir boyuta çekiyor. Keskin anlardan oluşan film, özellikle finalde bu yüzünü açıkça öne çıkarıyor ve çaresizlikten doğan karamsarlık’tan sıyrılıp çaresizlikten doğan ikiyüzlülük’e kucak açıyor. Tragedya geleneğini yalnızca Shakespeare uyarlamalarında aramayıp, benzer temaları ve anlatım yollarını değişik filmlerde de bulabilirim diyenlere seslenen bir yapıt. Sekal’in ölümü hak edip etmediğiyse cevabına pek kolay ulaşılamayacak bir soru gibi görünüyor. Murat Özer