Melankoli

Melancholia

arsvFilm_SXRkUadRgGuiUQzWIWTxVFUrfXXAiJec.jpg
Konu

Kışkırtıcı Danimarkalı yönetmen Lars Von Trier’in dünyanın sonunu iki bölümde aktardığı filmin ilk bölümünde, bir reklam ajansında yönetici olarak çalışan ve iş arkadaşı Michael ile evlenen Justine konu edilir. Aşırı gösterişli, müsrifçe döşenmiş evlerinde düğüne ev sahipliği yapan ve tüm masrafları üstlenen kız kardeş Claire ile zengin kocası John, Michael ve Justine’in kutlama törenine saatlerce geç kalması üzerine çileden çıkarlar. Kız kardeşlerin zavallı babası, sağı solu belli olmayan eski hippi annesi, Justine’in arsız ve bencil patronu ve sinirli düğün organizatörü davetliler arasındadır. Sürekli bir depresyonun eşiğinde olan Justine, yoğun itirazlar karşısında ruhen dibe vurur. Justine nedeniyle çekilmez bir hal alan partide, giderek yaklaşan, tuhaf, parlak gökyüzü cismini tek fark eden yine Justine’dir. Filmin ikinci bölümünde, hayatının büyük bölümünü ablasına bakarak geçirmiş olan aklı başında Claire’i, bu kez onun evlilik sonrası depresyonuyla uğraşırken görürüz. Bu esnada, Justine’in daha önce fark ettiği gezegen, serseri bir mayın gibi giderek Dünya’ya yaklaşmaktadır […] Özellikle Dunst ve Gainsbourg’un muhteşem bir performans sergilediği, göz kamaştırıcı görüntülerle bezeli Melankoli, Tarkovsky’nin güçlü atmosferi ve Matthew Barney’nin görkemli sürrealizmi ile erken dönem Duras’yı bir araya getirse de, bir von Trier filmi olduğunu ilk andan itibaren ele veriyor. Melankoli, yönetmenin Dalgaları Aşmak’tan bu yana duyguları en dolaysız biçimde aktardığı filmi olarak nitelendirilebilir. Steve Gravestock