Marian

Marian

marian.jpeg
Konu

On yıl önce hüsran, zulüm ve çirkinlikle kaynayan ıslahevlerini gördüm. Çocukların çoğunluğu çingeneydi, sözde “normal” bir toplum olan Çek Cumhuriyeti’nde marjinal yaşam sürüp ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören çingeneler. Bu öykünün esinlendiği gerçek Marian’ı oralarda tanıdım. Tehlikeli olarak kabul ediliyordu çünkü bir danışmanı bıçakla ciddi bir biçimde yaralamıştı. Hem soylu hem de korkunç olmasıyla etkiledi beni. Bir “suçlu”ya dönüşen mutsuz bir çocuk. Çok sonraları batı Kanada’ya yaptığım bir yolculukta dilleri ve atalarından kalan değerleri batı eğitimiyle kirletilen muhteşem Amerikan yerli kabilelerinin kaderini öğrendim ve aklıma hemen Marian geldi. Prag’a döndüğümde hapisten kaçtıktan kısa bir süre sonra intihar ettiğini öğrendim. İşte o zaman onun öyküsünü anlatmaya karar verdim: adaletsizliğin ve trajedinin içine doğan, şefkati tanımadan büyüyen, vahşi ve kaderinden kaçamayan bir çocuğun öyküsü. Şok etmeye kalkışmadım ama insanların durup düşünmelerini istedim. Oyuncu seçiminde genç çingeneleri seçtim, onlar da terkedilmiş ve ıslahevlerine konmuştu. Kendilerini “oynadılar”. Gerçekten yola çıktığı zamanda açık sözlü, bilinen gerçekliğin ötesine geçmek amacını taşıyor, “gerçeğin ötesine”.