Mahvedici Melek

El Angel Exterminador

arsvFilm_ekVAKuPckeXQsYMJvYOKLyffeQpmxXNP.jpg
Konu

Çalan kilise çanları, Meksika’da, Providence Sokağı üzerindeki bir malikanede gelişecek olan tuhaf olayların habercisidir. Yerinde bir biçimde Nobile (asil) adını taşıyan bir aristokrat, operadan sonra sosyeteden birkaç dostunu evine yemeğe davet etmiştir. Ancak daha akşam için yemek hazırlıkları yapılırken hizmetkarlar açıklanamaz bir dürtüyle malikaneden ayrılma ihtiyacı hissederler. Kovulma riskini göze alan gergin uşak Lucas evden ilk ayrılan kişi olur. Konuklar gelip paltolarını vestiyere bırakmak üzere merdivenlerden çıkarken, iki uşak daha kaçmaya teşebbüs eder, ancak konuklar odadan çıkınca geri döneceklerdir. Gerçekten öyle midir? Saatler geçer. İnsanlar yorgunlukla esneyip gerinir, ancak kimse odadan ayrılmaz. Luis Buñuel, Mahvedici Melek’te toplumsal eleştirisinin aracı olarak alaycı mizah ve gerçeküstücü tasvirler kullanmıştır. İnsani değerler yerine görgü kurallarıyla tanımlanan bir kültürde, Buñuel uygar toplumun altta yatan sahteliğini ve ikiyüzlülüğünü gözler önüne serer. İşin özünde konuklar, imtiyazlı sınıflarının onlara dikte ettiği şekilde, Sisifosvari anlamsız ritüelleri uygulama yükünü omuzlarında taşırlar: tekrarlanıp duran takdimler, sosyal davetleri kibarca kabul etmek, iştahın frenlenmediği akşam yemekleri gibi. Bununla birlikte, klostrofobik tecritlerini ve halinden memnun ataletlerini yaratan, sosyal statülerinin pasif rahatlığıdır. Maskeleri düştüğünde, doğuştan gelen davranışlarının özünde güdüsel, bayağı ve ilkel kaldığı görülür. Gariptir ki kendi yapay hapishanelerinden onları kurtaran şey, ritüele dönmeleridir. Mahvedici Melek, insan davranışının (efendilerin ve uşakların, aşırılık ve ihtiyaçların, kardeşlik ve yabancılaşmanın) doğası üzerine, zengin simgelerle dolu, alegorik, büyüleyici bir hikaye.