Mahrem İtiraflar

Confidences Trop Intimes

arsvFilm_SPwLuDVVTXPZOlDfJSJVsgnnWBnsUSWA.jpg
Konu

Sinemada cinselliğin temaslardan çok bakışlar ve sözlerde yoğunlaştığı ilişkileri anlatmak her zaman zor olmuştur. Patrice Leconte, bu türden ilişkileri anlatmayı seven, neredeyse bu konuda uzmanlaşmış bir yönetmen. Filmlerinde kadın ve erkek karakterler arasında mesafe olmasını sever, filmin dinamiğini yakınlıktan çok uzaklık üzerine kurar ve çoğu kez karşılıksız ya da itiraf edilmeyen, saklı tutulan aşklar anlatır. Mahrem İtiraflar ise voyeurizm, karşılıksız aşk, psikanaliz gibi konular ile kara mizah ve film noir tarzlarını buluşturuyor; ve tabii bir yandan da Leconte’un saplantılı aşklara olan ilgisini yansıtıyor. Film, Anna (Sandrine Bonnaire) adındaki çekici bir kadının yanlış ofise girerek, bir finans danışmanını psikiyatrist zannetmesi üzerine gelişen olayları anlatıyor. Kadından ve anlattıklarından etkilenen finans danışmanı William (Fabrice Luchini) gerçek kimliğini ondan saklıyor. Kısa bir süre sonra kadın ve erkek arasında tanımlanamaz bir elektrik oluşmaya başlıyor. Leconte, hikâyesine bir film noir’mış gibi başlıyor (yanlış kapıyı çalan kadının femme fatale figürünün tüm özelliklerini taşıdığını söylemeliyiz), bir cinayetten kuşkulanmamızı sağlıyor, üst üste gelişen yanlışlıklar üzerinden kara mizaha ve psikanaliz hicvine doğru yol alıyor… Son kertede ise tüm filmin bir kadın ve bir adam arasındaki norm dışı, adı konmamış ve temastan çok duygusal yakınlaşma üzerinden yürüyen bir ilişkiye adandığını anlıyoruz. Fakat anlatımdaki geçişlerin yumuşaklığı, filmi oldukça da bütünlüklü kılıyor, dağınık bir hal almasına izin vermiyor. Leconte’un, büyük bir sürprize gerek duymadan, sade ama etkileyici bir şekilde filmi bitirmesi ise onun bu türden öyküleri anlatmayı çok iyi bildiğini gösteriyor bize. “Aşk FILMLERinin unutulmaz yönetmeni” Leconte’un aşka dair söyleyeceği şeyler bitmedi… Fırat Yücel