İtiraf (Karanlık Üstüne Öyküler II)

İtiraf (Karanlık Üstüne Öyküler II)

arsvFilm_xahkRbxLeTTMUYQXzmRQMQNxyLAqMXSy.jpg
Konu

Yalnızca kendi geçmişimi bile gözden geçirmem, bütün öykümün hayallerim ve gerçekliğin arasına sıkışmış kalmış bir trajedi olduğu duygusunu hissetmeme yetiyor. Aklımın, bilincimin ve bütün hayat bilgimin, ruhumuzun derinliklerinde gizlenmiş, uyutulmuş isteklerimize, özlemlerimize yetemediğini fark ediyorum. Biraz sonra öleceğimizi söyleseler ve geriye ne kaldİ diye düşünsek, kalanın yalnızca çektiğimiz acılar, keder ve hüzünden ibaret olduğunu hissedermişiz gibi geliyor bana. Tesadüfen mutlu yaşamış ya da yaşıyor olanlar da karşı çıkamazlar bu gerçeğe. Geçmişimizin, çocukluğumuzun en güzel anıları bile, yitirdiğimiz bir dünyanın acı veren özlenişi değil midir? Yaşadığımız en güzel anlarımızda, biraz sonra bitecek olmanın hüznü ve korkusu yok mudur? Ve zamanın anlamı yalnızca geride kalan değil midir? İtiraf, ifadesi bize ancak sanatın bağışladığı bir dille mümkün olan, insanın bu trajedisini anlatma isteğinden doğdu. İnsanın gerçekliğini fiziksel ve açıklanabilir koşullar üzerinden değil, nedensiz bir ruh halinin peşine düşerek kavramaya çalışma isteğinden doğdu. Çünkü, insanın bir aşk uğruna, bütün hayatını heba edebileceği, sonsuz çileler çekebileceği bilincinin kabulu ancak sanatın anlamlandırdığı, anlaşılabilir kılabildiği bir zeminde mümkündür. Zeki Demirkubuz