İkinci Kattan Şarkılar

Sånger Fran Andra Våningen

arsvFilm_QzohSSSkJLVXaYtRdBaUxPDDFSPAkWQl.jpg
Konu

Son yıllarda izledikleriniz içinde sizi gerçekten şaşırtan kaç tane film hatırlıyorsunuz? Kendi adıma konuşayım: Ne yazık ki, bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda. Bunların en başında da hiç tereddütsüz Roy Andersson’un İkinci Kattan Şarkılar’ı yer alıyor. İçeriğindeki zenginlik bir yana, film en azından bir “çimdikleme aracı olarak” sinemanın işlevini henüz yitirmediğini, bu alanda daha yapılacak çok iş olduğunu gösteriyor. Konusu öyle kolaylıkla özetlenemeyecek bir film, İkinici Kattan Şarkılar. Mutlak bir kısırdöngünün girdabında devinen karakterlere ve içinde bulundukları akıldışı durumlara dair öykücükler denebilir kısaca… Ya da adındaki müzikal göndermeye uydurarak, karanlık bir tema üzerine çeşitlemeler diyelim. Filmin şaşırtıcı yanı, seri üretim/tüketim çağında yönetmenin mükemmeli yakalama azmi ve bu yönde harcadığı emek (filmi tamamlamak dört yılını almış!) değil yalnızca. Çizdiği birbirinden absürd tablolar, ince bir zekanın ürünü olan yoğun kara mizahı ve tüm bu soyutlamaları belli gerçeklikler üzerine oturturken sergilediği entelektüel düzeyiyle Roy Andersson, bize göre Avrupa sineması cephesinde “yeni”lik arayanların yüzünü dönmesi gereken bir isim. İkinci uzun metrajlı filminden sonra sinemaya küserek yirmi yıl gibi uzun bir ara vermiş, bu arada reklam sektöründe reklam estetiğini tersine çevirerek hatırı sayılır bır kariyer yapmış olan İsveçli yönetmen, sinemayla barışık kalabilmenin de yolunu gösteriyor bir bakıma: Onu icad edildiği noktadan başlayarak yeniden ele almak… Roy Andersson, bu yılın başlarında kendisiyle yaptığımız bir söyleşide sinema perspektifini şöyle özetliyordu: “Benim filmlerim sinemanın çocukluk yıllarına, Charlie Chaplin ve Buster Keaton dönemine yakın duruyor. Şu farkla ki, bizim o alanda daha derin kazılar yapma imkanımız var.” İkinci Kattan Şarkılar bu iddianın kalıba dökülmüş hali. Dolayısıyla filmin ruhuna nüfuz edebilmek için, sözgelimi Goya’nın “Kara Resimler”ine bakar gibi, dönüp dönüp ona yeniden bakmamız,