Hıçkırık

Hukkle

arsvFilm_wcTjfWFCfodiPpSXxHZXaPWCrSNWSQPI.jpg
Konu

Yaşlı bir adam bir banka oturmuş sürekli hıçkırıyor, sarhoş bir adam arabanın üzerinde sızıp kalmış horluyor, atlar arabayı kendi bildikleri yoldan sürükleyip götürüyorlar. Kibar, yaşlı bir bayan çayırdan zambak topluyor, kadınlar dikiş dikiyor, erkekler bowling oynuyor, bir biçerdöver tarlayı sürüyor ve bütün bu olaylar geçip giderken polis bir cinayeti araştırıyor. Yönetmen György Palfi’nin ilk filmi Hıçkırık, bir belgesel gibi başlıyor ve bir köyden görüntüler birbirinin peşi sıra akıp gidiyor. Yaşlı adamın hıçkırıkları filmin ritmini oluşturuyor ancak öykü geliştikçe yaşlı adam hıçkırıklarıyla sanki bir öykü anlatıcısına dönüşüyor. Birbiriyle hiç ilgisi yokmuş gibi görünen ve peş peşe gelen sahnelerde yavaş yavaş bir kadın dayanışmasına tanık oluyoruz. Köyün kadınları sessizce ve inanılmaz bir örgütlenmeyle erkeklere karşı büyük bir komplo hazırlıyorlar ve köydeki hiçbir erkek bu komplodan kurtulma şansına sahip değil. Neredeyse hiçbir sınıflamaya uymayan ve filmin sonundaki bir şarkının sözlerini saymazsak diyalog içermeyen Hıçkırık, son derece özgün, olağanüstü çekimleriyle sinemanın görsel bir sanat olduğunu kanıtlayan ve kendine özgü mizah içeren bir film.