Hanussen

Hanussen

arsvFilm_YYrdPojpYymSbGRSNPXYvUSRIVTqsSWS.jpg
Konu

Savaşın dehşeti, yıkımı ve anlamsızlığı üzerine unutulmaz sahnelerden biriyle başlar Hanussen. Savaş alanına dizilmiş binlerce asker “Ateş emriyle siperlerden fırlar… Barut dumanı dağıldığında geriye birbirlerinin üzerine yığılmış cesetler kalır. 1. Dünya Savaşı’nın bu kanlı çarpışmasından başından yara alarak kurtulan Avusturyalı subay Karl Schneider, savaştan önce de varolan geleceği görebilme yeteneğini geliştirir. Hanussen adıyla gösteriler yapmaktadır. Nasyonal Sosyalist Parti’nin seçimleri kazanacağını önceden bilince ünü iyice artar. Schneider sanrı ve kabuslarında seçim sonuçlarını, borsa endeksi dışında Avrupa’yı ateşe verecek olan savaşın kıvılcımlarını, Nazilerin yükselişi kadar düşüşünü de görmektedir. Düzen için tehlikeli biridir Hanussen… Macar ve Avrupa sinemasının büyük ustalarından Istvan Szabó, 1998 Istanbul Film Festivali sırasında Hanussen için “en az sevdiğim filmim” dedi. Çünkü bu çağdaş Nostradamus hakkında öğrendiği her şeyi filme koymamış olmanın vicdan azabını çekiyor. Oysa çekilmiş en sağlam altyapılı anti-faşist filmlerden biridir Hanussen. Mistik boyutunu yitirmeden natüralisttir. Mefisto ve Redl’in olağanüstü başarılarından sonra bir kez daha Szabó ile çalışmak isteyen Klaus Maria Brandauer, son derece etkileyici bir oyun çıkarır. Mefisto’daki yorumundan aşağı kalmaz. Dr. Bettelheim rolünde yine büyük oyunculardan Erland Josephson’un da yorumunu ihmal etmemek gerekir. Yalnız politik değil metafizik boyutuyla da etkileyici bir filmdir Hanussen. Mefisto’nun gölgesinde kalmış bir başyapıttır. Alin Taşçıyan