Entelköy Efeköy’e Karşı

Entelköy Efeköy'e Karşı

arsvFilm_PBoQVQQPMYgVnqyWYwnUECYTqIzSyOgX.jpg
Konu

Ernest Callenbach, fütüristik romanı “Ecotopia”da ABD’nin bazı Kuzey eyaletlerini kapsayan, yenilenebilir enerji kullanan, video konferans aracılığıyla haberleşme yapılan, televizyonun demokratik amaçlarla kullanıldığı, monogaminin tercih edilmediği, yüksek teknolojili savunma silahlarıyla istilacıları caydıran Ecotopia adlı bir devlet modelini anlatır. Günümüz Avrupası’nda ekotopya terimi çok daha alçakgönüllü ve çok daha anarşizan yerleşimler ve yapılanmalar için kullanılıyor. Yüksel Aksu’nun Entelköy’ü bir grup kentli entelektüelin doğal tarım ve turizmin yanı sıra sanat yaptığı bir ekotopya. Ege’de bir yerdeki Efeköy’ün arazilerinin bir kısmını, eski taş evlerini, köylülerin dövdüğü eşekleri, kullanmadıkları kilim, heybe ve bakır kapkacağı iyi para verip satın alıyorlar. Buraya kadar her şey yolunda gidiyor ancak gelenekten çoktan kopmuş köylülerin önüne daha yüksek bir maddi çıkar elde edebilecekleri bir fırsat çıkıp, bu da anarşist ekolojistlerin projesini tehdit edince aralarında büyük bir çatışma başlıyor. Filmini bir antik komedya formunda kurgulayan Yüksel Aksu, politik argümanlar ve bölge kültürü kadar yerel ağza da hakim olmasının sağladığı avantajla güçlü bir mizah yaratıyor. Gücünü metninden alan, sözün aksiyonun önünde olduğu Entelköy Efeköy’e Karşı’da Yüksel Aksu mini ölçekte bir medeniyetler çatışmasına girmekten çekinmiyor. Bu çatışmayı Elen mitolojisinden efsaneler misali imkansız gibi görünen bir aşk öyküsü, başta türküler olmak üzere kulaklara şenlik bir müzik şöleni ve Ege ağzıyla sevimlileşen küfürlerle bezeli kavgalarla kamufle ederken değer erozyonuna uğrayan “kesim”e tatlısı az sertliği çok bir eleştiri getiriyor. Alin Taşçıyan