Düşman

Enemy, The

arsvFilm_YRqySaXHPpiNpLqtuSRVJejRZdbDLJcQ.jpg
Konu

Düşman Sürü’den sonra içerdeki adam Yılmaz Güney’le Zeki Ökten’in ikinci birlikteliğinin ürünü. Ama şiddet yüklü epik bir anlatımın egemen olduğu Sürü’den çok farklı. Durgun, dingin, kimi zaman tek düze yaşamın tüm girdaplarını her yönüyle içeren bir yapım. Yaşamın yaşanılanın ta kendisi. Bu yaşam işsiz İsmail ile gözü gecekondumsu evinin çok ötelerinde olan karısı Naciye’nin yaşamı. İşsizliğin ve onun doğal uzantısı olan yoksullukla çaresizliğin parçaladığı bu evlilik dramında küçük insanların her türlü sömürü karşısında ufalanıp yok oldukları, baba ile oğulun, kardeş ile kardeşin, dost ile düşmanın çatışması yaşanılanın her anına uygun bir çizgide anlatılıyor. İşsizliğin pazara düştüğü hamal pazarları, Çanakkale şehitliğindeki horoz dövüşleri, doğduğu topraklara elveda diyenlerin sıla özlemleri, Almanların onuruna düzenlenen içki alemleri, hayvan katliamları ve böylesine bir yaşam cingılında işsiz İsmail’in ve yoksulluğu evinin duvarlarına asıp öykündüğü “artiz”lerin yaşamıyla delmeye çalışan eşi Naciye’nin tutunabilme savaşı. Birçok öykü, birçok anektod, tıpkı yaşamda olduğu gibi bir araya gelmiş. Düşman bir bakıma işsizliğin ve yoksulluğun bir yazgı olmadığının altını oldukça kalın çizgilerle çizmiş ayrıksı bir film. Yaşamda bir türlü mutluluğu yakalama şansı bulamamış küçük insanlar üzerine bir belgesel gibi. Burçak Evren