Dünyayı Sarsan 10 Gün

Ten Days That Shook The World, The

arsvFilm_suzQqzvupQihXWQyugbhVJKZZRRmHrIJ.jpg
Konu

Yeni bin yılın kapı aralığında, “devrim” lafının iyice çaptan düştüğü, tozun dumana karıştığı bir siyasî iklimde Ekim devriminden söz etmek, hele bu devrimi yücelten bir filme vakit ayırmak, kimilerine akla ziyan bir iş gibi gelebilir. En fazla, birileri bunda nostaljik bir tat bulabilir. Oysa devrimin ne getirip neler götürdüğü bir yana, böylesine akla ziyan bir dönemde Ekim’i izlemek, sadece kitlelerin 1917’de dünya tarihine kazandırdığı ivmeyi değil, Ayzenştayn’ın sinemaya kattıklarını da hatırlamak anlamına geliyor. Dönemine göre dev bir yapım oluşu, binlerce figüranı orkestra gibi kullanışı, Ayzenştayn’ın kurgudaki yetkinliğinde yeni bir aşamayı ifade etmesi, kullandığı Barok anlatım öğeleri, bütün bunlar, Ekim’e sinema tarihinde bir kilometre taşı değeri kazandırıyor. Ekim’in ayırt edici özelliğini kitlelere bakışında görmek mümkün. Pudovkin, devrimi bir köylünün bireysel hikâyesinden yola çıkarak anlatırken, Ayzenştayn, filmin odağına kitlelerin dinamizmini koyar. Filmde kitlelerin de üzerinde bir heyula daha vardır: Tek başına muazzam bir karakter olan Kışlık Sarayı, işçilerin aşındırdığı Nevski Prospekt’i, Neva üzerinde açılıp kapanan köprüleri ve devasa heykelleri ile kımıl kımıl bir şehir. Bu şehirde büyüyen ve hayatı Gulag’taki kamplarda noktalanan Osip Mandelştam, 1925’te “Petersburg’ta hep muhteşem ve yüce bir şey olacakmış gibi gelirdi bana” diye yazmıştı. Ayzenştayn’in filmine, daha ilk karesinden başlayarak hep muhteşem bir şey olacakmış duygusu eşlik ediyor. Kentlilerin Bolşevik önderliğinde şehirleriyle birlikte ayağa kalkışı, birçok açıdan uzun uzun gösterilen köprünün açılışıyla özdeşleşirken, Kerensky hükümetinin düşüşü Neva’nın karanlık sularına yuvarlanan ölü bir at imgesine dönüşür. Puşkin’in ünlü Bronz Süvari’sinin altbaşlığı “Bir Petersburg Masalı”ydı. Ayzenştayn’in filmine de böyle bir alt başlık yakışırdı. (Tarihin cilvesi olsa gerek, Stalin’in zoruyla yeniden kurgulanan filmde Troçki yok, ama Stalinizmden payını alan bir başka