Dayım

Mon Oncle

arsvFilm_bVVtrgOixWATTCXLBUZnXHwHgWQWSWXk.jpg
Konu

Dayım üzerine: “Olayı biliyorsunuz. Filmdeki Arpel çifti, Marie-France gibi dergilerin tavsiye edebileceği türden bir sosyal başarıyı simgeliyor. Adam ciddi bir işadamıdır, kadınsa kusursuz bir ev kadını. Mülklerindeki her şey yenidir: ev, geometrik bahçe, çakıl döşeme. Bu işlevsel evrende eksik olansa yaşama zevki ve israf edilmiş alanlar, baştan savmacılık ruhu ve okuldan kaçmalardır. Küçük Arpel bu ruhu ancak ‘ailenin yüzkarası’ olan dayısı Bay Hulot’yla keşfeder. Bay Hulot mutludur; St. Maur’da, herkesin birbirini tanıdığı, insanların çok basit bir kural, yani kibarlık çerçevesinde hareket ettiği küçük bir mahallede yaşar. Bay Hulot’nun Arpellerin evine gelişi (bu ev herhangi bir yerde olabilirdi) çeşitli felaketlere yol açar. Sadece evin küçük oğlu, suç ortağı ve dostu olarak dayısına elini uzatır. Filmimin herhangi bir mesajı yok. Buna karşın modern dünyanın kayıtsızlığının beni çok sarstığını söyleyebilirim. Artık kimse kimseyi tanımazsa, el emeği binalar yıkılıp yerlerine beton dikilirse, sohbet etmek isteyeceğiniz insanlara rastlayacağınız küçük restoranlar yerine vitrinlere oturup yemek yerseniz; bakkal dükkânı eczaneye benzerse, sırf canınız farklı kırmızı ışıklar ya da yeni kapı kolları istedi diye otomobilinizi değiştirirseniz başarı, konfor ve ilerlemenin ne anlamı kalır? (…) Bence iki tür yönetmen vardır: Ticari filmler yapanlar (ki bu bazıları için gereklidir) ve bilinmeyenin derinliklerine dalmak zorunda olan diğer grup.” Jacques Tati Le Monde, 24.04.1958