Çuf-Çuf

Traka-Trak

Konu

Çuf Çuf hepimizin bir şekilde seyahat ettiği trenin mecazi bir sembolüdür. Avrupa’ya, Amerika’ya, Asya’ya, Avustralya’ya veya Afrika’ya seyahat etmemiz hiçbir şeyi değiştirmez, aldığımız mesaj hep aynıdır. Her bir izleyici, bu yaşam yolculuğunda kendilerini yolculuk yapan film kahramanlarının yerine koyabilir. Bazı arkadaşlarımız sıkıcı günlük rutinden kaçabilmek için, hiçbir amacı olmayan ve hiçbir yerde durmayacak olan bu trende seyahat etmek isterler. Trenin Bulgarlar, Çingeneler, Polonyalılar, Ruslar ve hatta “Phar” programının ulaklarıyla dolu olması trajikomik durumlar yaratmaktadır. Burada yabancıların ve Bulgarların birbirleriyle karşılaşmaları ve “Yasak” ve “Yasak Olmayan” vagonların olması filmin öyküsündeki geleneksel düzeni tanımlamaktadır-Aşk ve nefret, doğum ve ölüm, doğal ve doğaüstü. Filmin kahramanları Bulgar sınırını geçtiklerini anlamışlar ve Avrupa’ya doğru uzanan yeni yolculuklarına başlamışlardır. Her bir yolcu kendinden sorumludur. Bu öykünün gerçek mi, rüya mı, yoksa her ikisi de mi olduğunu merak ederiz. Zaten bir cevabı var: Her şey kaybedildiğinde, hâlâ sahip olduğun bir gelecek var! Çuf Çuf baş koyduğu şeyin ne olduğunu bilmeyen bir toplumun katı bir şekilde hicvedilmesidir. Çuf Çuf’ta bazı, mitleştirilmiş Bulgar değerlerine karşı bir saldırı vardır. Çuf Çuf küçümseme ve kendi ile alay etme arasında gidip gelen bir Bulgar trenidir. Çuf Çuf umuda doğru yolculuk ederken yerel ahlak kurallarını ortaya koyan renkli bir kaleydoskoptur.