Çıplak Gece

Gyclarnas Afton

arsvFilm_PEYXyKWgPrcSThIgPCPViYhUQARjYnTH.jpg
Konu

Çıplak Gece’nin teması Bergman’ın 1953’e kadar yaptığı diğer filmlerine de konu olan acı ve uyumsuzlukla dolu bilincin yansımalarıdır. Film aynı zamanda Brgman’ın sanatsal gelişiminin önemli bir basamağıdır. Filmin öyküsü, kısa süreli turnelere çıkan bir sirkin üyelerinin yaşadıkları yıkıcı olaylardır. Albert sirkin sahibidir. Metresi Anna aynı zamanda iyi bir binicidir. Olaylar bir yıl önce konakladıkları kasabaya gelmeleriyle değişik bir boyut kazanır. Albert bu kasabada karısını bırakmıştır. Şimdi ise onunla yeniden görüşme ve hayatını yeniden düzene koyma çabası içine girer. Anna ise kasabada yeni tanıştığı genç oyuncu Frans’a tutulmuştur. Cinsel ihanet, Albert’ın üzüntüsü, gala gecesi gerginliği ve Frans’ın alaylı yaklaşımı üst üste gelince kanlı bir kavga patlak verir. Albert yenik düşer. Kendini vurmayı dener ama silah ateş almaz. Albert’ın çaresizliği, traji komik sirk ortamıyla örtüşmektedir. Çıplak Gece, konusunun yanılsama olduğu da söylenebilir. Albert’ın dediği gibi aldatılmış bir eş olmak önemli değildir, önemli olan bunun bir felaket olduğunun farkında olmaktır. Albert’ın, Frans’la tutuştuğu kavgada yediği yumruk yanılsamanın yıkıldığı andır. Kavga, zekanın -Frans- ve duygunun – Albert- mücadelesini ve zekanın zaferini vurgulamaktadır. Bergman’ın tekniği, bu filmde önceki yapıtlarına oranla daha belirgindir. Çıplak Gece 13. filmidir ve anlatım gücünün tümünü ortaya koyduğu ilk film olması bakımından, en etkili filmidir. Yine bu filmde ilk kez Sven Nykvist’in yeteneklerinden yararlanmıştır. Çıplak Gece, Bergman’ın zavallı ve karamsar bir dünyayı solgun bir ışıkla yansıttığı son filmidir.