Çığlıklar ve Fısıltılar

Viskingar Och Rop

arsvFilm_loMAPUlYQqXdVTFxebnFunbGhSRAWyBU.jpg
Konu

Sabahın ilk saatleri. Bahçelerde zaman durmuş gibi. Ama hemen saatin tik tak sesleri duyuluyor, arkasından da saat görüntüleri. Bütün bu seslerle görüntüler, zamanın akışına bir ağıt gibi. Zaman akıp gidiyor. Yatağında uyanan Agnes’in çok az vakti kalmış. Agnes kalkıyor, günlüğünü alıp yazıyor: “Pazartesi sabahı, daha çok erken ve ben acı içindeyim”. Çünkü bu kan kırmızısı evde, sadık, sevecen hizmetçisi Anna ile birlikte yaşayan Agnes kanser. Kardeşleri Karin ile Maria ona bakmaya gelmişler. Kırmızıyla beyazın çok güzel kullanıldığı bu filmde bu dört kadının tanıtıldığı ayrımlar var. Karin ile Maria’nın ayrımlarında, benzerlikler var: Bir erkek sesi anlatmaya başlıyor, sırayla bir yemek sahnesi, bir yatak sahnesi, vücudun bir yerinin kesilmesi ve kan var. İki kardeş farklı gibi görünüyorsa da yalnızlıkta, sevgisizlikte, ilgisizlikte birbirine benziyor. Agnes ile Anna’nın ayrımları farklı. Bir kere bir erkek anlatmıyor, çünkü kendi iç dünyaları anlatılıyor. Anna’nın ayrımı çok tuhaf, gizemli. Gerçek mi, düş mü belli değil. Bergman “Bunu nasıl açıklayacağımı bilmiyorum” diyor. “Önemli olan burada her şeyin doğal, gerçek ama uyuşmuş gibi gizemli görünmesi.” Hiç kimseyle gerçek bir ilişki kuramayan, her şeyi “bir yalanlar dizisi olarak” algılayan Karin ile Maria sürekli acı çekmeye mahkumlar. Agnes ise günlüğüne şöyle yazıyor : “Bir kişinin bu dünyada sahip olabileceği en iyi armağanı aldım: Dayanışma, dostluk, insanlarla ilişki, sevgi.” Agnes, Tanrı’nın Kuzusu (Agnus Dei) mu? Bergman’ın filmlerinde ender rastlanan bir şey: Hiç kuşku duymadan dua ediyor Anna… Bergman’a göre Anna doğal bir güç – Ana Tanrıça gibi -. Bergman’ın kadın kişileri aracılığıyla kendi kuşkularını, korkularını anlattığı bu kıpkızıl (kapkara dememek için) film çok başka bir renkte, bir Eylül ışığında, kardeşler beyaz giysiler içinde kırda dolaşırlarken bitiyor. Agnes’in günlüğüne göre, kardeşleriyle birlikte geçirdiği bu gün onun en mutlu günü. Bu bir umut kırıntısı mı? “Şimdi ise iman,