Ceza parkı

Punishment park

Konu

Punisment Park, belgesel yaklaşımını kullanarak kurmacayı gerçeklik olarak sunan ‘uydurma belgesel’ türünün az görülmüş, fakat hakkında çok konuşulmuş önemli öncülerinden biri. Filmin kült konumu, bu öncü yaklaşımı dışında politik cüretkarlığından da kaynaklanıyor. New York Film Festivali’ndeki gösteriminden sonra tek bir Amerikan dağıtımcı bulamayan film, dönemin Amerika’sında düzen karşıtı ya da düzen yanlısı ne kadar bakış açısı varsa, birbirleriyle entelektüel ve vahşi anlamda çarpışma biçimlerinin ‘fantezi ürünü’ bir belgeseli. Filmde, hükümet tarafından ülkesine karşı hıyanet içinde olduğuna kanaat getirilmiş bir grup vatandaş, tutuklu olarak California çölünde bir merkeze getiriliyor. İçlerinde Kara Panterler sempatizanları, komünistler, feministler, hatta çalışmayı reddeden tembeller var. Her biri muhafazakar vatandaşlardan oluşan bir yargıçlar kurulunun önüne çıkıyor. Peter Watkings senaryonun temel yapısını yönlendirse de, amatör oyuncularını doğaçlamaya yöneltmiş. Film boyunca siyasi özgürlük üzerine, çok akıcı ilerleyen, ateşli tartışmalara tanık oluyoruz. Polis güçleri tutuklu vatandaşlara iki seçenek sunuyor; ya yıllar boyunca hapis yatacak, ya da ‘cezalandırma parkı’nda birkaç gün geçirerek çölün ortasında, susuz halde, çok uzak mesafedeki bir Amerikan bayrağına ulaşacaklar. Puhisment Park, derinlikli tartışmalar, belgesel estetiği katmak adına soluklaştırılmış renkler ve omuz kamerası çekimleriyle yarattığı inandırıcı dünyayı, bazen birbiriyle eşzamanlı gitmeyen, karmaşık bir ses ve görüntü kurgusuyla sunuyor. Watkins’in filmi, seyircinin hakikaten olanlar, ‘olabilecek’lerin dehşeti ve devlet-vatandaş ilişkisindeki güvenlik açmazları üzerine düşünmesi için bir kışkırtma eylemi. Yeşim Tabak