Burjuvazinin Gizli Çekiciliği

Le Charme Discret De La Bourgeoisie

Konu

Luis Buñuel’in filmi burjuvaziye karşı bir film olarak bilinir. Kısmen öyledir de. Ama tabiri caizse damardan bir burjuvazi eleştirisi değildir bu film. Nasıl olsun ki; filmde bir tane bile saf burjuva yoktur! Burjuvazinin hayat tarzını, oturup kalkmasını benimsemiş ya da benimsemeye çalıştıkça komikleşen birtakım karakterler vardır. Alın, zahiri Miranda Cumhuriyeti’nin elçisi Rafael Costa’yı. Rafael boş vaktinde kokain kaçakçılığına soyunmuş bir dışişleri memurudur! Rafael’in arkadaşlarının da kapitalist şirket sahibi has burjuvalar olduklarına dair herhangi bir ipucu yoktur filmde. Rivayet odur ki, kendisine de filminin bir burjuvazi satiri olup olmadığını sorduklarında Buñuel, “yok canım, ne burjuvazisi” gibi bir laf etmiş. Hatta daha da ileri gidip filminde en çok beğendiği karakterin “hamam böcekleri” olduğunu da ekleyivermiş. O zaman, neredeyse kırk yıl sonra niye Burjuvazinin Gizli Çekiciliği’ni hâlâ seyrediyoruz ve seviyoruz? Tabii ki, sadece sinema tarihinin önemli bir filmi olduğu için ve akademik gerekçelerle değil. Belki de, düz olmayan hikâyesi, rüyalarla iç içe geçmiş hadiseleri, hatta saçmalıkları ile bizi, kendimizi farklı biçimlerde fark etmemize yönelttiği için. Aşina olduğumuz karakterleri yüzünden belki de: din adamları, bahçıvan, şoför gibi ‘sıradan’ insanlar, karı-kocalar, hizmetçiler, solcu gençler, garsonlar, askerler, polisler v.s. Ve bunların birbirleriyle ilişkileri, ilişkisizlikleri, arkadan ve önden konuşmaları, git-gelleri -papazın bahçıvanlaşması, sonra da katil olması, mesela. Kısacası bütün bunları ve fazlasını, yarı fantastik bir üslup ve çekici bir görsellikle, güldürerek, şaşırtarak izleten Burjuvazinin Gizli Çekiciliği giderek dibi çıkan dünyamızın güzelliklerinden. Bir kez değil, defalarca seyredilmeyi hak ediyor. E. Ahmet Tonak