Bir İsveç Aşk Öyküsü

En Karlekshistoria

arsvFilm_eufVOOQOgJQJvqPitQAQutcXMQmPTaYq.jpg
Konu

İsveçli yönetmen Roy Andersson’u geçtiğimiz yılın göze çarpan filmlerinden İkinci Kattan Şarkılar’la tanıyoruz. Yirmi beş yıllık bir aradan sonra çektiği İkinci Kattan Şarkılar, Cannes’dan Jüri Ödülü’yle dönmüştü. Bir İsveç Aşk Öyküsü ise Andersson’un ilk uzun metraj çalışması. Film, 1970 Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı’nın favorilerinden biri olmuştu. Kendini keşfediş…Yola düşüş…İlk aşk…Yetişme çağının masumluğunun içinde yeni uyanan sevgi dürtüleri üzerine yoğunlaşan Andersson, Bir İsveç Aşk Öyküsü’nde, Per ve Annica’nın aşkını anlatırken, on dört on beş yaşın yalın, abartısız ve keskin bir portresini sunuyor. Per, aynada yüzüne bakıyor, sırtına deri ceketini geçirip mobiletiyle yola çıkıyor. Annica mutsuz teyzesiyle vakit geçirmekte. İkisi de farklı çevrelerden gelen Per ve Annica şehrin mutsuz kalabalığının içinde birbirini yakalıyor. Tamamıyla yaşlarının getirdiği kaygıları yaşıyorlar. Birbirlerine yaklaşmayı da keşfediyorlar yavaş yavaş. Yetişkinlerin dünyasındaki söz bolluğu iletişimsizliğe çare getirmezken, yetişme çağının kendinden gelen mutluluğunu, bu iletişimsizlikle peş peşe ve iç içe izliyoruz. Andersson’un kullandığı yakın plan çekimler sözün gereksizleştiği anların peşine düşüyor. Sessizliğin içinde geçen bu karelerdeki ışık alabildiğine doğal ve alabildiğine büyüleyici. Per ve Annica’nın çevrelerindeki karakterlerin yalnızlığı ve mutsuzluğu, masumiyetin ve masumiyetin kendini korumasının zorluğunun daha da altını çizmiş. Sonuçta onlar her şeyden habersiz kendi yaşadıkları büyüleyici tecrübenin peşine düşüyorlar. Sonradan içine düşülen tüm yargılardan henüz uzak olan Per ve Annica’nın aşkına methiye yazmış aslında Roy Andersson. Kendimizden bir şeyler bulmaktan kendimizi alamıyoruz, bu kendi doğallığının büyüsü içinde kavrulan methiyede. Övül Durmuşoğlu