Bir İdam Mahkumu Kaçtı

Un Condamne A Mort S'est Echappe

arsvFilm_JdFUBQkcFpRqTKSfQXaVBWTuwoxijQbE.jpg
Konu

18 ayını Alman esir kamplarında geçiren Bresson, 1956’da André Devigny’nin uzun öyküsünden Bir İdam Mahkumu Kaçtı ya da Rüzgar İstediği Yerden Eser adlı filmini çekti. Filmin başında kendi el yazısıyla “Bu hikaye gerçektir. Onu olduğu gibi anlatıyorum” diye yazan Bresson, çekimler sırasında gerçek Fontaine’i yanından hiç ayırmadı. Alman işgali altındaki Fransa’da geçen filmin başında Fontaine adlı mahkumun kaçma girişimi yer alır. Ama zaten filmin adı her şeyi söylemektedir. Mahkum kaçacaktır sonuçta. Bütün sorun nasıl olacağıdır? Bresson’un birçok filmi gibi bu da kurban olma ve kurtuluşla ilgili. Fontaine’in hayatta kalma güdüsü, umutları, bitmeyen çabası, sürekli riske girerek insanlara güvenmesi, şansını sürekli zorlaması, yaptığı her eylem insanı daha güçlü ve umutlu kılıyor. Her zamanki gibi müziğin ve diyalogların çok az kullanılması, yine tek başına görüntünün gücünü kanıtlıyor. Bir iki filmi dışında bütün filmlerinde olduğu gibi burada da profesyonel olmayan kişiler oynuyor. Almanlar, Paris’teki Alman öğrenciler tarafından canlandırılmış. Film, heyecan düzeyi hiç düşmeden sürekli yükselen bir gerilimle sonuca ulaşıyor. Sinema tarihçisi Rhode’un da belirttiği gibi Bresson, hapishanedeki olağan akışı ayrıntılarıyla betimler, kaçış hazırlıklarına odaklanır ve en az işlemeyle en yüksek gerilimi sağlamadaki üslubu, finaldeki ekonomik dil kullanımına yansır. Öte yandan İsa’nın sözüne atfen (rüzgar istediği yerden eser) kaçma denemelerindeki başarı ve başarısızlığın nasıl geniş ölçüde rastlantıya bağlı olduğunu gösterir ve kaçışı, bu sözle ima edilen şansın ve niyetin alegorisi olarak okur. İnsan varlığına içkin gizemi, izleyiciye anımsatma niyeti taşır. Ne var ki bu şans, öyle bir anda ortaya çıkabilir ki, bazen paradoksal olarak doğaüstü amacın ya da kaderin kanıtı olarak da alınabilir. Sonuçta film, en az işlemeyle en yüksek gerilimin nasıl yaratılacağının sinemasal anlamda en güzel örneği ve birçok yazara göre Bresson’un en başarılı filmi. S.Ruken Öztürk