Benim Küçük Tatlı Köyüm

Vesničko má středisková

Konu

Çek Yeni Dalgası’ndan yetişme Jirí Menzel, muhtelif festivalleri izleyenlerin yabancısı değil. Benim Küçük Tatlı Köyüm’ü de daha önceden hatırlayanlar çıkabilir. Yönetmenin Oscar’lı Sıkı Denetlenen Trenler’ini de televizyonda izlemiş olma ihtimaliniz yüksek. Menzel Benim Küçük Köyüm’de de (her zamanki gibi) karakterleri bütün ayrıntıları ve derinlikleriyle yaratıp yaşatarak, ön planda iki kişi olmak üzere bütün bir köyün hikâyesini anlatıyor. Belki de hikâyelerini demek daha doğru. Çünkü bazen o anda özellikle üzerinde durduğu kişileri ön planda işlerken, arka tarafta da başka karakterler başka hikayeleri yaşamayı sürdürüyor. Esas ikilimiz ise, Laurel – Hardy’yi hatırlatıyor biraz. Şişman ve kısa boylu Pavek ile zayıf, uzun boylu Otik. Mekanımız Çekoslovakya’da sıradan bir köy, karakterlerimiz böyle bir köyün sıradan insanları. Yerel kamyoncu Pavek ile muavini Otik, mütemadiyen kavga ediyorlar. Otik konuşmuyor, Pavek hiç susmuyor. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde uluslararası jüri başkanlığı yapan Jirí Menzel de zeki, esprili, insanlarla rahatlıkla ilişki kuran ama gerekmediği vakit konuşmaktansa gözlemeyi tercih eden biri. Zaten bu özellikleri filmlerinden de belli oluyor. Benim Küçük Tatlı Köyüm tipik bir Menzel filmi. Bir komedi ikilisi gibi bütün oluşturan Pavek ile Otik’in hikayesi, filmin merkezinde yer alıyor. Ama, yukarıda da dediğim gibi, onlarınki tek hikaye değil. Herkes birbirinin ne yaptığını biliyor, biz de hepsinin ne yaptığını biliyoruz. Menzel ile senaristi Sdenek Sverak bize onların hepsini anlatıyorlar: Arabası bir türlü çalışmayan dalgın doktor (Rudolf Hrusinsky’nin oynadığı doktor, kimine göre Menzel’in alter-egosu), öğretmene âşık delikanlı, karısının aldattığı içkici bürokrat. Yönetmen bunun için özel bir çaba harcamıyormuş gibi davranıyor ama, onları yaratmaya büyük özen gösterdiği de aşikar. Ana olayımız ise, Prag’dan gelen ve saf Otik’in evine el koymak isteyen bir bürokratın, Pavek’i de kandırarak onu Prag’a yollama çabalarından oluşuyor. Terfi kisvesi altında bir gasp olayı. Otik, güvercinleri ve köpeğiyle yaşadığı kulübesinden memnun. Prag meselesi, özellikle Pavek’in onun gidişine ses çıkarmaması da moralini bozuyor. Bir çocuktan farksız olduğu için, hiç tanımadığı bu büyük ve yabancı şehirde tamamen korumasız olacak. Neyse ki, küçük tatlı köyünün sakinleri onun böyle bir haksızlığa uğramasına razı değil. Jirí Menzel her zaman olduğu gibi karakterlerine karşı sevecen bir tavır alırken onların özelliklerini dengeli bir ekip oyunculuğu ile pekiştirmiş. Sevin Okyay