Batan Güneş

L'Eclisse

arsvFilm_ebbcREDXOZTkXYUwtbPeagpSTXmRPept.jpg
Konu

Filmlerinde sessizliği başat bir öğe olarak kullanan yönetmen en sevdiği filminin Batan Güneş olduğunu söylüyor. “Filmlerim içinde en çok Batan Güneş’i seviyorum. Biçemi çok özenli, bundan dolayı da başarılı bir film, ayrıca filmlerimin en moderni”. Antonioni’nin iki filmi sessizlik açısından çok önemli. Batan Güneş ve Yolcu yedi dakikalık sessiz uzun çekimlerle bitiyor. Dışarıdan gelen doğal sesler görsel dile eşlik ediyor bu çekimlerde. Batan Güneş’in kahramanı Vittoria genç bir kadın, çevirmen olarak çalışıyor. Filmin başında Riccardo ile ilişkisini bitirmeye karar verdiğini gözlemliyoruz, erkek onu engellemeye alışıyor ama Vittoria kararlı, evi terk ediyor. Erkek de onu takip ediyor ve sonunda bir binaya varıyorlar. Kalabalıklar, borsa ve kentin binaları modern yaşamın bir koşulu olarak sunulur filmde. Vittoria klakson sesi ile kentin temposuna uymaya zorlanır. Bir ölüm haberi ile bir an sessizlik başat olabilir, ama “uğultu” kaçınılmazdır kent yaşamında. “Uğultu” içinde anneye de ulaşmak güçtür. Vittoria komşusu Anita ile Verona’ya uçar. Ama asıl yolculuğun bir tür iç yolculuk olduğunu söylemek daha doğru olabilir. Borsa’dan tanıdığı Piero, Vittoria’nın yalnızlığının çözümü olabilir mi? Yoksa yalnızlık kadın kahramanın yeğlediği bir şey midir? Batan Güneş’teki geniş boş alanlar yalnızlığı kabul etmenin getirdiği esenliğin göstergeleri midir? Ama filmde yarım kalmış ya da yapılmakta olan binalar mimari bir motif olarak ve sanki boş alanlara karşıtlık oluştururcasına karşımıza çıkarlar. Filmin başında çiftin buluşma mekanı olarak kullandığı bitmemiş bina izleyici tarafından filmin bağlamında belki de boş alanlarla ilişki kurularak anlamlandırılmalıdır.