Ayrı Odalar

Notre Histoire

arsvFilm_djNVcQVwUcgQOUkDjQRhFqOdJBCySSRR.jpg
Konu

Alkolik bir adam bir trenin kompartımanında boşluktaki hayatı hakkında düşünmektedir. Derken çekici bir genç kadın kompartımana girer ve adama kendisiyle sevişmesi için teklifte bulunur. Adamın yeni öyküsü başlamıştır, taa ki bir başka öykü işin içine girene kadar… Fransız sinemasının en büyük jönlerinden Alain Delon’un, Blier’nin sürreal dünyasında kayboluşuna şahit olmak bir sinemasever için oldukça ilgi çekici bir durum. Ayrı Odalar, sırf bu yönüyle bile oldukça enteresan bir seyirlik olma özelliğini taşıyor. Film, seyirciyi kafası karışmış bir adamın iç dünyasına davet ediyor. Ayrı Odalar’ı başlı başına ‘öykü’ kavramı üzerine bir yolculuk olarak düşünmek mümkün. Ana karakterin (Delon) kendi öyküsünü kendi yazdığı bir film bu. Fakat tabii ki Blier’nin tüm film karakterleri gibi, o da rastlantısal gelişen olayların kuklası olma pozisyonuna düşüyor. Blier, her zamanki gibi modern yaşamda insanın belirli ahlak kodları çerçevesinde yaşadığından ve önceden çizilmiş sınırlar içerisinde insanın kendi öyküsünü oluşturmasının zorluklarından bahsediyor. Yönetmen yine ‘gündelik yaşamın klişeleri’ni hedef alıyor ve aşk deneyiminin ne kadar da klişe davranış biçimleri ekseninde yaşandığını gözler önüne seriyor. Blier, diğer filmlerinden de aşina olduğumuz yarı gerçek-yarı rüya atmosferini, Ayrı Odalar’da rüya tarafına doğru genişleterek kuruyor. Aşk ve evliliğin insanın iç dünyasında yarattığı etkileri, rüya düsturu içerisinde ele alan film, bu özelliği ile psikanalitik okumaların yolunu açıyor. Film izleme edimi kendi başına bir rüya özelliği taşırken, bir de Blier’nin mantık devamlılığını bozan müdahaleleri işin içine girince, Ayrı Odalar, oldukça enteresan bir deneyime dönüşüyor. Fırat Yücel