Aşka Övgü

Eloge De L'amour

arsvFilm_ZKgUHvrPMjPRWbSLRKxgQuGSXbRBWbKV.jpg
Konu

Aşka Övgü, Godard’ın sinemasını takip eden eleştirmenler tarafından yönetmenin son yıllarda çekmiş olduğu, klasik sinema anlatım yapısına en yakın yapıt olarak değerlendirildi. Gerçekten de, bir öyküden söz etmek zor olsa da, tıpkı yönetmenin ilk dönem çalışmalarından Le Petit Soldat’da olduğu gibi Aşka Övgü’nün anlatıyı şekillendiren belirli bir izleği olduğunu söyleyebiliriz. Film, 30’lu yaşlarında bir adamın, kafasındaki projeyi hayata geçirmek üzere çıkmış olduğu düşünce yolculuğunu anlatıyor. Bu proje, aşkın dört devresini -tanışma, cinsel tutku, ayrılık ve uzlaşma-, üç ayrı çift tarafından yaşanış biçimiyle inceliyor. Bu ana izlek, başta Simone Weil olmak üzere çeşitli yazarlardan alıntılar ve resim sanatına yapılan göndermeler ile desteklenmiş. Film, arka planda tarih kavramını sorguluyor ve 2. Dünya Savaşı’nda Paris’teki Katolik direniş hareketi, Yugoslavya’nın parçalanışı gibi konuları ele alıyor. Hollywood’un, kendi geçmişi olmadığından dolayı başka toplumların geçmişini satın alarak kendine sahte bir bellek yaratması, hafıza ve tarih kavramlarına bağlantılı bir tema olarak karşımıza çıkıyor. Televizyonun hayatımıza girişiyle birlikte farklılaşan gerçeklik algısı ve bunun insan bakışı üzerindeki etkileri, Godard’ın çoğu filminde olduğu gibi Aşka Övgü’de de işlenen temalar. Aşka Övgü, her şeyden evvel, ‘düşünce’nin doğası hakkında bir film. “Bir şey hakkında düşünürken aslında başka bir şeyi düşünüyorum” diyor filmin baş karakteri Edgar. Godard, filminin estetiğini ‘düşünce’nin bu özelliği üzerine kuruyor; izleyicinin gördükleri, her zaman duydukları ile örtüşmüyor. İzleyici, filmi -düşünce ediminde olduğu gibi-, birbirinden zaman ve mekânsal açıdan kopuk bir şekilde görüntülenen parçaları birleştirerek izliyor. “Nasıl oluyor da her şey öykü sona erdiği zaman anlam kazanıyor?” deniliyor filmin bir repliğinde. Aşka Övgü’nün asıl etkisi de filmin son kareleri ile birlikte beliriyor ve film, izleme ediminin sonrasında çok daha fazla şey ifade ediyor. Fırat Yücel