Arabulucu

Go-Between, The

arsvFilm_QIYTJOTXnogDTWZMVTVXcFTdvTVHXRGf.png
Konu

Joseph Losey’in Arabulucu’su camın üzerine düşen yağmur damlalarıyla başlar. Jenerikle beraber Michel Legrand’ın müziği de devreye girer ve cama doğru yapılan zarif bir zoom ile kendimizi “yabancı bir ülkede”, geçmişte buluruz. 13 yaşına girmek üzere olan Leo Colston yaz tatilini bir arkadaşı ve onun ailesiyle geçirecektir. Aristokrat ailenin kırsal bölgedeki malikânesinde geçirdiği bu sıcak yaz, küçük çocuğu beklemediği şekilde etkiler. Leo, arkadaşının ablası Marian’a platonik şekilde aşık olur. Marian, kendisi gibi üst sınıftan gelen Hugh Trimingham ile nişanlıdır. Lady Trimingham olmaya pek istekli olmayan genç kadın, taşrada çalışan çiftçilerden birisiyle, Ted Burgess ile yasak bir ilişki yaşamaktadır. Leo’nun Marian’a beslediği sevgi ve yetişkinler arasındaki ilişkilere duyduğu merak, çiftin haberleşmesi için bahane olur. Gizli aşıkların mektuplarını taşıma görevini üstlenen Leo, bunu bir oyun gibi görür. Geçmişe yapılan bir yolculuk niteliğindeki Arabulucu, hatırlamaya ilişkin yapılmış en etkileyici filmlerden birisi. Losey, geçmiş ve şimdiki zamanı eşine az rastlanır bir zarafetle birbirine bağlıyor. Hem ses bandında hem de görsel bir öğe olarak başarıyla kullanılan yağmur, bu iki zaman diliminin çakıştığı noktalarda ortaya çıkıyor. Aynı zamanda filme baştan sona hakim olan melankolik havayı da destekliyor. Filmi benzerlerinden farklı kılan başlıca unsur ise öyküsünün geçtiği sınıfın hayatına bakışı. Çoğu dönem filminin aksine, Arabulucu aristokratların hayatındaki ihtişamla büyülemeye çalışan bir film değil. Doğa, tedirgin edici ve kısıtlayıcı şekilde resmedilen üst sınıf yaşantısındaki öğelere baskın geliyor. Bahçede vızıldayan arılardan, kaynamakta olan suya kadar, izleyiciye gösterdiği öğelerin her birine bir anlam veya duygu yüklüyor Arabulucu. Bu kadar incelikle işlenmiş olması ona hayran olmak için en geçerli sebep belki de. Ancak görüntü yönetmeni Gerry Fisher’in büyüleyici kamera çalışmasını ve oyuncularının başarısını da atlamamak gerek. E