Annemin Şarkısı

Klama Dayika Min

Still01_AliNigarMotorcycle
Konu

Adını film boyu bulunamayan bir şarkıdan alan ‘Annemin Şarkısı’ hem yazar hem yönetmen olarak ne yaptığını iyi bilen genç bir sinemacıyı tanıştırıyor bize. 1992’de anlatılmaya başlanıp ancak günümüzde tamamlanan bir masalın şiirsel parantezindeki hikâye, Mintaş’ın daha kısa filmlerinde takip etmeye başladığı analar ve oğulların, bir öykü yazarı ve öğretmen olan Ali ile annesi Nigar’ın peşinden hem karanlık geçmişin bugüne bıraktıklarının izini sürüyor, hem de Kürtler köylerini bırakıp kente gelince ne oldu sorusunu yanıtlıyor: Gençlere pek de bir şey olmadı. Kendilerine herkes kadar iyi, herkes kadar kötü, herkes kadar bencil oldukları bir dünya kurdular, herkesin dertlerine paçayı kaptırdılar, yaşayıp gidiyorlar. Yaşlılara gelince… Onlar geceleri pek uyuyamadılar. Neyse ki hepimizi koynuna alacak nihai bir uyku mevcut. (Bir de, galiba, Kürt oğulları sert bakışlı analarını, dertlerini bir tas yoğurda saklamaya çalışan sevgililerinden hep daha çok seviyorlar.)

‘Annemin Şarkısı’ İstanbul’daki Kürdistan’ın büyülü olmayan dünyasını keşke biraz daha güçlü olsa dedirtecek belli belirsiz bir mizah duygusu ve titizlikle anlatırken, yirmi yılda bir şeyler değişirken başka şeylerin de aynı kaldığını hatırlatıyor. Tarlabaşı’ndan Esenyurt’a uzanan mekânlar da yalnızca Kürtler değil, İstanbul’da yaşam mücadelesi veren herkes için en can alıcı dertlerden olan kentsel dönüşümü kayda geçiriyor, kentin acı tatlı tarihine not düşüyor. Ve her şeye rağmen aydınlık, ferah bir yaşamak hissini perdeye düşüren sinemasal anlar ile seyircisinin yüzünü güldürmeyi de ihmal etmiyor. Film, biraz da ödüllere layık görülen özenli oyunculukları sayesinde, bağırıp çağırmadan, sessizce yapıyor tüm bunları. Erol Mintaş sinemamıza hoş gelmiş, safalar getirmiş.

Evrim Kaya

Genel bilgi