Amerikalı Amcam

Mon Oncle d'Aamerique

arsvFilm_StCQUXVaVQXpjmRzZReWSrXFYbUsWUWe.jpg
Konu

Alain Resnais, bize kendini bu yıl Hayat Bir Şarkıdır’la bir kez daha hatırlattı. Aslında hatırlatmasına gerek de yoktu. Çünkü yönetmenin hayranları onu zaten unutmaz, geri kalanlar ise herhalde bir Resnais filmine gitmemeye yeminlidir. Alain Resnais, “mutlu azınlık”ın tadını çıkardığı bir yönetmendir çünkü, geniş kitleler ondan pek haz etmez. İstisnai durumlar hariç. Amerikalı Amcam da bu istisnalardan birini oluşturuyor. Hem eleştirmenler, hem de seyirciler tarafından beğenilen ender Resnais filmlerinden biriydi. Birçok ödülün yanı sıra iyi de gişe yaptı. Ne kadar şaşırsak yeridir. Amerikalı Amcam bize bir “hasta geçmişi” biçiminde sunuluyor. Gerçek bir bilim adamının, davranışbilimci Henri Laborit’nin oynadığı bilgiçlik taslayan bir anlatıcısı bile var. Prof. Henri Laborit varlığını sürdürme, çarpışma, ödül ve ceza kuramlarını tartışmak için, üç kişinin hayat hikâyelerinden yararlanır. Üçünün hayatlarını filmin başında birbirine koşut olarak izleriz. Film boyunca da başarı ve mutluluğa ulaşmak için debelenip dururlar. Profesör Laborit zaman zaman beyaz labarotuvar önlüğüyle araya girip onlar hakkında ahkâm keser. Film, bir anda belgesele döner, Resnais’nin Henri Laborit üzerine çekmeyi düşündüğü belgesele. Resnais, zaman ve hafıza üzerine çok düşünmüş bir yönetmendir. Laborit de hafızayla ilgileniyor, insan zihninin kat kat tecrübe ve imgelemden oluştuğunu söylüyor. Ona göre, bir canlı, edimde bulunan bir hafıza. Ama Laborit’in bir ölçüde kaderci kuramlarını ciddiye almamız ille de şart değil. Resnais de bizden böyle bir şey beklemiyor zaten. Amerikalı Amcam’da onu bir araç olarak kullanıyor. Resnais, Jean Gruault’un ustaca yazılmış senaryosunun da katkısıyla çok katlı, yoğun bir film yapmış. Herkesin gönlüne göre yorumlayacağı finali de, en iyi buluşlardan biri. Alain Resnais, garip hikâyesine bir Woody Allen mizahıyla değil, ciddiyetle yaklaşıyor. Erbabının keyfini çıkaracağı bir Resnais ciddiyetiyle. Sevin Okyay