Ah Güzel İstanbul

Oh, Lovely İstanbul

arsvFilm_lWYXLaVtcXeZVBTEfgWuPVVhTOPBPJSU.jpg
Konu

Köyünden kaçıp ‘artiz’ olmak için İstanbul’a gelen saf bir köylü kızıyla, içki yüzünden feleğin tokadını yemiş köhne makinesiyle insan suretlerini çeken gün görmüş yaşlı bir sokak fotoğrafçısının zoraki birlikteliklerinden doğan dostluğun acı güldürüsü. ‘Artiz’ olabilmenin kenar sokaklardaki bilinen tuzaklarına düşmesine ramak kalan köylü kızının özentiyle örtüşen saflığı ile feleğin çemberinden geçip de tutunamamanın hüznünü çaresizce yaşamayı kabullenen gün görmüş fotoğrafçının bilgeliği, büyük kentin büyük meydanında kesişince, her ikisinin de yazgısı değişiverir. Zaaflarının bedelini ödemiş fotoğrafçı ile, bu bedeli ödemeye yeni yeni başlayan saf ve genç köylü kızının bin bir tehlikeyle döşenmiş büyük kentin sokaklarındaki birlikteliği önce yaşam dersine, sonra da küçük insanların dayanışmasına dönerek bir başka umudun penceresini aralar. Film, yalnızca köyünü terk eden saf bir köylü kızın isteklerini gerçekleştirme umudunun parçalanmasını değil, onun da ötesinde kendi değerlerine yabancılaşmaya başlayan bir toplumun özenti ve özlemlerle geleceği konumun da altını çizmeyi ihmal etmiyor. Köylü kızı Ayşe (Ayla Algan) özentili bir yabancılaşmanın traji-komik tipini çizerken, sokak fotoğrafçısı Haşmet de (Sadri Alışık) toplumun kendi değerlerinin temsilcisi oluyor. Filmdeki bu iki, sıradan, küçük ve kıstırılmış insanın dostluktan önceki çatışmalarının temelinde de aslında toplumun kendi değerleriyle, yabancılaştırılmış değerlerin birbiriyle olan çelişkisi yatıyor. Çok sonraki yıllarda Yavuz Turgul’un Muhsin Bey’inde de benzer bir şekilde yinelenecek bu tema aynı zamanda Atıf Yılmaz’ın kasaba güldürülerinden kent gerçeğine adım atmasının da öncü çalışmalarından biri olmuştu. ‘Artiz’ olma kaygısında somutlaşan yabancılaşmanın ya da o dönemler için var olan genel bir özentinin tüm tuzaklarını kaba, biraz da ders-öğüt verircesine yorumlayan film, gerçekliğin sınırlarını zorlayan aşırı iyimserliğine rağmen, naif bir güldürünün de tipik özelliklerini içeriyor. Bu özellik, Ah Güzel İstanbul’a 1967’de San Remo’daki Bordighera Güldürü Filmleri Şenliği’nde Gümüş Ağaç Plakası Ödülü’nü kazandırmıştı. Burçak Evren