fft16_mf2155455

Işıl Eğrikavuk

ÖZGEÇMİŞ

Kendi için daha üstün bir tarih yaratmaya çalışırken zemini kaymış zayıf hafızalı bir toplumsal bellek. Askeri ve sivil, görünen ve görünmeyen darbelerle sil baştan yeniden şekillenen bir politik ve kültürel hayat. Ucunu kaybettiği söylemlerden kafası karışmış, hakkını arayabilen bireylere dönüşememiş, çareyi tek adam gücüne tapmakta bulan borderline, muhafazakar bir toplum. Oğuz Atay’ın deyişiyle yetmişlerden beri perçinlenen bir korkuyu bekleme hali. Böyle bir bağlamda sanatsal üretme ve düşünme formlarına bize beklenmedik nefes alanları ve farklı gerçeklik katmanları yaratma sorumluluğu düşüyor. Polarizasyonun toplumdaki psikolojik bölünmeler için ana devlet stratejisi olarak kullanıldığı bir ortamda yeni alt okumalar yaratmaya şiddetle ihtiyacımız var.

Gazetecilik altyapısından yetişmiş Işıl Eğrikavuk gerçekliği temsil etmek üzere kullanılan haber dilini çok iyi tanıyor, bu dili kurgusal bir metin yazma, yazılan metni performansa dönüştürme yani eyleme ve popüler formatlarla belgeleme haliyle analiz ediyor. Metin, medya ve performans öğelerinin birlikte işleyişiyle ilgili yaptığı bu temel analiz ona farklı bağlamlarda gerçekliğin temsil dilinden şüphe ettiren alt okumaların peşine düşme şansı tanıyor. Popüler medya formatlarını yerinden oynatıyor. Seksenlerde büyüyen çocuklardan biri olarak elindeki malzeme ne kadar sert olursa olsun içindeki mizahı görmek istiyor. Açık ve popüler bir dil kullanmayı tercih ediyor. Çünkü bir sanatçı olarak öncelikle önemsediği, işi ile ister metin, ister performans, ister video enstalasyon olsun seyircisini yaratmak, fiziksel olarak görebilmek, iletişim kurabilmek ve geri bildirim alabilmek. Eğrikavuk böylelikle gündemde olan konulara dair toplumsal algıyı dönüştürmeyi arzuluyor. Belgeleyici bir form olarak video da arzuladığı dili oluşturabilmesi için aracılık ediyor.

2012’de gerçekleşen kentsel dönüşüm meselesini hem mimarı değişim hem de ‘Arap Baharı’ üzerinden parodileştirmiş ‘Dönüşüm Muhteşem Olacak’ performansı, Eğrikavuk’un çalışma, düşünme biçimini ve kullandığı söz haznesini bütün aşamalarıyla gösteren en iyi örneklerden biri. Toplumda tartışma ve çatışma yaratan bir meseleden yola çıkan sanatçı, sanat yönetmeni Josef Erçevik Amado ile yeni bir kurgusal senaryo hazırlıyor. Televizyondan ödünç aldığı talk show formatını güncel sanat mekanına taşıyor. Sunucu olarak televizyon ekranından bilinen bir ismi seçerek formatın inandırıcılığını destekliyor. Konuklar da gerçek kimlikleriyle bağlantılı roller oynayan kişiler. Seçilen oyuncular metnin dönüşü- münde ve karakterlerin şekillenmesinde pay sahibi olsa da senaryoda kimin ne yaptığından çok, metni kimin yazdığı daha önemli. Bu noktada sahne, sahneleme ve sahneye dönüştürme sanatçının temel dertlerinden biri olarak ortaya çıkıyor. Gösteri her şeye rağmen devam ediyor, içinde gerçekleştiği anı genişletiyor, seyirciyi hararetle tartıştığı meselelere başka boyutlardan yaklaşması için telkin ediyor. Bir anda gerçekleşmeyeceğinin farkında olsa da Eğrikavuk dönüşümün ancak bu yeni alt okumalardan ve yaklaşımlardan besleneceğini biliyor ve işlerini böyle bir bilgiyle kurguluyor.

Eğrikavuk’un pratiği metinle kurduğu yoğun ilişkiyle Türkiye’deki güncel sanat üretiminin içinde farklı bir yerde duruyor. Sahneyi seyirciyi içine alacak şekillerde yeniden kurgulama isteği yerel ve dünyasal ayrımların, ayrılmaların su yüzüne çıktığı bu döneminde daha çok kıymetleniyor. Tehlikeli oyunlar bütün hızıyla devam ederken rollerimizi değiştirmek, etkinleştirmek bizlerin elinde. Sanatsal düşünme ise birçok olasılığa, senaryoya, tarihe, yönteme açıklığıyla bugünün dünyasal sıkışmışlığında kafaları başka ufuklara açabilecek tek yer olarak gözüküyor.

Övül Ö. Durmuşoğlu

GEZİCİ FESTİVALDE GÖSTERİLEN FİLMLER