FİLMOGRAFİ

  • 2017 Blade Runner 2049

    2016 Geliş

    2015 Sicario

    2013 Düşman

    2013 Tutsak

    2010 İçimdeki Yangın

    2009 Politeknik

    2008 Next Floor (Short)

    2007 Happiness Bound (Belgesel)

    2000 Maelström

    1998 Un 32 août sur terre

     


  • GEZİCİ FESTİVALDE GÖSTERİLEN FİLMLERİ

  • İçimdeki Yangın
    ()
    Politeknik
    ()
    Aşağı Kat
    (Next Floor)

Denis Villeneuve

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

90’lardan bu yana Fransızca ve İngilizce filmler çeken Kanadalı yönetmen Denis Villeneuve’ü günümüz sinemasının en dinamik yönetmenlerinden biri yapan son dönem filmleri Geliş (Arrival, 2016) ve Blade Runner 2049 (2017). Bu yıl, yönetmenin Blade Runner 2049 öncesi döneminden, görsel ve düşünsel kışkırtıcılığı ile dikkat çeken iki film sunuyoruz: Politeknik (Polytechnique, 2009) ve İçimdeki Yangın (Incendies, 2010). İki hikâyede de geçmişte alınan kararlar ve sarsıcı sonuçları ile umutsuzca hesaplaşmaya dalmış karakterler var. Villeneuve filmlerinin çoğu gibi bu iki film de varoluşsal dedektiflik öyküleri olarak düşünülebilir.

Denis Villeneuve’ün çirkini güzelleştirecek yetenekte bir yönetmen olduğu söylenir. Gerçek bir olaydan uyarlanan, Montreal Politeknik Okulu’nda kadın öğrencilere yapılan katliamı anlatan Politeknik ve savaşın, özellikle iç savaşın yıkıcı, parçalayıcı etkilerinin anlatıldığı İçim- deki Yangın söz konusu olduğunda bu üstünkörü bir ifade olabilir. Böylesi çirkinlikleri güzelleştirmek iyi bir şey midir? Sonuçlar sizi dünyadan ve insanlardan daha da mı uzaklaştırıyor yoksa sizi kabuğunuzdan çıkmaya, insanları tüm zayıflıkları ve iyi olma ihtimalleri ile acı çekerek de olsa sevmeye mi yönlendiriyor; duruma göre değişir.

Politeknik, şık bir siyah-beyaz estetiğinde, bütün nefret suçlarına karşı sert bir çıkış. Saldırgan, nefret eylemine girişirken çevredeki herkes birbirine yardım etmeye çalışıyor. Bir diğerinin korkusunu hissetme, kadınları kendi kaderlerine bırakmanın suçluluğunun acısı ile yan yana.

Sahnelerde özel bir ses montajı, yüksek sesli müziğe, konuşmalara, kahkahalara, saldırganın (filmde ve jenerikte asla ismi geçmiyor) kafa sesine eşlik eder. Saldırgan okulun koridorlarında ilerledikçe ortam sesi kısılırken saldırganın kafa sesine geçilir; katliamın tam ortasına. Burada toplumla, dünyayla bağlarını kaybetmiş birinin düşüncelerine, ruh haline tanık oluruz.

Dehşetin perde arkasından önce, Villeneuve film boyunca bize aşkın güzelliği ve şiirselliği anlatan görüntüler sunar. Dehşet görünür olmadan önce, bir öğrenci köşeden döndüğünde Picasso’nun Guernica tablosunun büyük ölçekli bir baskısı ile karşı karşıya gelir. Bu, kahredi- ci olaydan önce bir nefes alma anıdır. Bir başka sahnede ise güneş ağaçların arasında parıldarken, kurtulanlardan birini ağaçların altında kendine gelmeye çalışırken görürüz. Filmin başaşağı çekilmiş son karesi yine bu sahneyi yansıtır; aydınlatılmış bir demiryoluna benzeyen floresan lambaları, ağır bir yolculuğun sonunda ulaşılan hafifliği anımsatır.

İçimdeki Yangın, Kanada’da başlar; oyun yazarı Wajdi Mouawad’in doğum yeri olan Lübnan olduğunu tahmin ettiğimiz isimsiz bir Orta Doğu ülkesinde devam eder. Filmin uyarlandığı tiyatro oyunu, Lübnan iç savaşında geçen kurgusal bir hikâye olarak ilk kez 2003’te sahne- lenmiştir. Villeneuve 2010’da oyunu sinemaya uyarladığında film, Orta Doğu’da birçok ülkenin halen devam etmekte olan yıkıcı gerçeklerini ortaya koymuştur. Filmde Lubna Azabal, kaybettiği büyük bir aşkı ve bir iç savaşın trajik izlerini halen içinde yaşayan bir kadını oynar.

Stuart McGurk, Wired dergisi için yaptığı söyleşide, Villeneuve’e eserlerinin, “kaderini bilseydin, yine de yapar mıydın? Mutluluğu, sevinci yaşamak için acı çekmeye değer mi?” gibi yanıltıcı basitlikte bir soru yöneltiyor gibi göründüklerini belirtip ona filmlerinin varoluşsal doğasını sorar. Villeneuve bu soruya şöyle cevap verir: “… Benim için bu, döngülerin nasıl kırılacağıyla ilgili. Bireyler ve toplumlar olarak kendimizi tekrar etmek zorunda mıyız? Nasıl dönüşürüz ve özgürleşiriz? …Bu hayaletlerden nasıl kurtuluruz?”

İçimdeki Yangın, bilinmeyenlerle, akla gelmeyenlerle dolu olsa da bu hayaletlerden kurtulmak için mümkün bir yolun hayalini kuruyor. Kırılgan ve mesafeli anneleri Nawal’ın (Lubna Azabal) ölümünden sonra abi ve kız kardeşe noter tarafından birer mektup verilir. Mektuplarda, çok uzaklarda, hiç bilmedikleri bir aile üyesini bulmaları istenmektedir. Nawal mektubunda istekleri yapılana kadar şöyle bir şart koşar: “Noter Jean Lebel, beni tabutsuz, çıplak, duasız gömecek; yüzüm toprağa, sırtım dünyaya dönük olacak.”

Nawal’ın geçmişindeki karanlığa tezat, muhteşem gün doğumları ve çöl manzaraları ile Nawal’ın hayranlık uyandıran karakteri, kuvvetli bir irade, parçalanmaya karşı kararlı bir direnişle birleşir. Villeneuve, Nawal’ın çocukları aracılığı ile geçmişin hata ve yanılgılarını çöz- me arzusunu tasvir ederken bir kez daha çirkini, kötüyü ele alarak kaostan düzen yaratmanın güzelliğini gösterir. İç savaşın fiziki ve psikolojik yangınında, birisi yaşayan ya da yaşamayan hayaletlerin fısıltılarını duyabilir: “Telafi et. Affet. Gel bahçeyi yeniden yapalım!”

Kitty Aal

 

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.