1 Eylül 2000 ,

7-10 Eylül 2000
Ankara

Ankara Sinema Derneği ve İsrail Büyükelçiliği 7-10 Eylül 2000 tarihleri arasında Ankara’da “İsrail Film Şenliği” düzenledi. Şenlik kapsamında 1986-1999 yılları arasında çekilmiş beş uzun metraj ve beş kısa metraj film gösterildi.

Ülkemizde çok iyi tanınmayan İsrail sineması başlangıcından bu yana kuşatma altındaki bir toplumun sorunlarını, özellikle savaş zamanında askerlik yapmanın zorlukları, Yahudi-Arap ilişkilerindeki sorunlar ve devletin varlığını çabalarını ele almıştır. İsrail devletinin kuruluşundan sonra yapılan ilk filmler “kahraman İsrailli” imajını yansıtmaktaydı. Bu “yeni Yahudi” tipi bir eliyle toprağı ekip diğer eliyle vatanını savunuyordu. 1973 savaşından sonra milliyetçilik duygusunu ön plana çıkaran filmler yerini İsrail toplumundaki çelişkilere eleştirel bir bakışla yaklaşan filmlere bıraktı. 1990’larda İsrail sinemacıları kameralarını uyuşturucu kullanımı, yoksulluk, feminizm, eşcinsellik, etnik asimilasyon ve yabancılaşma gibi sosyal konuların yanı sıra aşk, kişisel ilişkiler gibi bireysel öykülere çevirmeye başladılar.

Şenliğin açılış filmi, Tuncel Kurtiz’e 1987 yılında Berlin Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülü Gümüş Ayı’yı kazandıran Kuzunun Gülümseyişi. Tuncel Kurtiz’in mağarada yaşayan ve günlük hayatla hiç ilgilenmemesine karşın kendini politik olayların içinde bulan yaşlı bir Arabı oynadığı film, David Grossman’ın sinemaya uyarlanması oldukça zor olan romanından yola çıkılarak yapıldı. Kuzunun Gülümseyişi çevrildiği yıl ülkesinde büyük yankılar uyandırmıştı. 1987 Berlin Film Festivali’nde kazandığı Gümüş Ayı heykelciğini filmin yapımcısına veren Kurtiz bu ödülü bir daha görememişti. Ankara’daki İsrail Büyükelçiliği yetkilileri, Gümüş Ayı heykelciğini İsrail’deki yapım şirketinde bularak Türkiye’ye gelmesini sağladılar. Gümüş Ayı heykelciği şenliğin açılışında İsrail Büyükelçisi Uri Bar-Ner tarafından Tuncel Kurtiz’e verildi.

Çevrildiği yıl ülkesindeki bütün önemli ödülleri toplayan 1995 yapımı Aşk Hastası adlı filmin yönetmeni Savi Gabizon. Filmin başrolünde oynayan ve İsrail’in en ünlü oyuncusu olarak tanınan Moshe Ivgi, şenliğin konuğu olarak Ankara’ya geldi. Aşk Hastası, yaşlı annesiyle beraber küçük bir kasabada yaşayan ve kurduğu korsan televizyon kanalıyla mahalleye, aralarında Türk filmlerinin de bulunduğu videolar gösteren Victor’un öyküsü. İlginç karakteri nedeniyle çevredekiler tarafından sevilen Victor, mahalleye yeni taşınan güzel Michaela’ya aşık olur. Michaela’dan karşılık görmemesine karşın hayallerinde yaşattığı aşkını canlı yayın ile mahalleye de anlatınca ortalık karışır. Victor bir psikiyatri kliniğine yollanınca bütün hastalar ve hastane çalışanları bu aşk öyküsüne karışırlar. Aşk Hastası, hüzünlü anları, alaycı atmosferiyle yer yer komik, yer yer dokunaklı bir komedi. Filmde yer alan yan öyküler de inanılmaz derecede başarılı. Filmin başından itibaren “Evelyne, beni terketme, geri dön, Evelyne” diye ağlayan adama dikkat !

Bay Baum’un Son 92 Dakikası, doktorundan 92 dakikalık ömrü kaldığını öğrenen 47 yaşındaki bir adamın yaşamdan, ailesinden, dostlarından ve iş arkadaşlarından ayrılmaya hazırlanırken yaşadıklarını anlatıyor. “Hayatınızın son bir buçuk saatinde ne yapardınız ?” Film bu soruya kesin bir yanıt vermiyor. Ancak yönetmeninde böyle bir iddiası yok. “Ben öldükten sonra ne olacak? Bitmemiş işlerimi kim sona erdirecek? Ailem ve arkadaşlarım ne diyecek? Çocuklarıma yeterli zaman ayırabilmiş miydim ? Yaşadığım zamanı mantıklı olarak kullanabildim mi?” Bay Baum, ne yapması gerektiği hakkında düşünür. Zaman akıp gitmektedir. Yaşamının son bir buçuk saatinde işlerini tamamlamaya çalışır, cep telefonundan akrabalarını arar ve bu kıymetli zaman kızını okuldan almakla, trafikte sıkışıp kalmakla akıp gider. Kahramanımız için son derece önemli olan bu zaman dilimi, olayın farkında olmayan çevresindekiler için son derece sıradandır. İsrail Film Akademisi En İyi Oyuncu ve En İyi Senaryo Ödülleri ve Haifa Film Festivali Birincilik Ödülüne sahip olan Bay Baum’un Son 92 Dakikası, yaşam ve ölüm üzerine olağanüstü ayrıntılar içeren bir komedi.

“17. yüzyıl oldukça iyi bir dönemdi. Bu dönemde büyük sanatçılar, bilim adamları ve düşünürler yetişti. Ancak bu yüzyıl Yahudiler için oldukça sorunluydu. Bütün Avrupa’da saldırılara ve soykırıma uğradılar. Baruch Spinoza Portekiz kökenli bir Yahudiydi. Ailesi engizisyondan kaçıp Amsterdam’a sığındılar. Bu hoşgörülü kente Yahudiler “Yeni Kudüs” adını verdiler. Spinoza bu kentte 1632 yılında doğdu ve yaşamını insanın sonsuz mutluluğunu aramaya adadı. Bu arayışı birçok kişinin öfkesine neden oldu. Hahamlar onu sinegogdan attılar, Papazlar ise onu şeytanın oğlu olarak kabul ettiler.” Bu sözlerle başlayan Sonsuz Mutluluk, bize 1990’larda İsrail’de yaşadığı varsayılan Baruch Spinoza’nın ve arkadaşlarının öyküsünü anlatıyor. Bir apartmanda komşu olan altı kişiyi, onların yaşama bakışı ve sorunlarını anlatırken, İsraildeki günlük yaşamı eleştiren film Woody Allen tarzı son derece özgün bir komedi.

Shmuel Hasfari’nin yönettiği 1995 yapımı Sh’hur – Beyaz Büyü, çevrildiği yıl ülkesinde ödüllere boğulmuş bir film. Fas kökenli İsraillilerin renkli ve tutkulu kültürlerini anlatan bu öz yaşamsal film kalabalık bir ailenin bireyleri arasındaki çekişmeleri beyazperdeye yansıtıyor. Baba kör. Ama körlüğü sadece gözlerinde değil. Yaşadığı dünyayı görmeme, ya da kendi istediği gibi görme dileğinde bir insan. Anne ise kocası ve çocukları arasında denge kurmaya çalışırken yaptığı beyaz büyü ile sorunlarını çözme çabasında. Çocuklar da yeni ülkelerine uyum sağlamada zorluklarla karşılaşıyorlar. Erkek çocuk Paris’e gidip üniversitede okumak istiyor. Ancak bu hayali hiç bir zaman gerçekleşmiyor. Büyük kız geleneklere uygun olarak kendinden çok yaşlı bir adamla evlendiriliyor. Zihinsel özürlü ortanca kız annesine beyaz büyüde yardımcı oluyor ama aile parçalandığında bir akıl hastanesine yollanıyor. Küçük kız ise öğrenimini sürdürüyor ve başarılı bir televizyon yapımcısı oluyor. Ailede düzenli olarak uygulanan beyaz büyü ve on üç yaşındaki Rachel ile akli dengesi yerinde olmamasına karşın bazı gizli güçleri olan ablası arasındaki ilişki, Ingmar Bergman filmlerini anımsatan bir anlatımla veriliyor.

İsrail Film Şenliği’nin kısa film bölümünde Kudüs’teki Sam Spiegel Film ve Televizyon Okulu’ndan beş film yer alıyor. 1994 yapımı Doğru Fiyat, aralarında Torino, Montpellier, Chicago, Münih, Mexico gibi festivallerin bulunduğu birçok uluslararası yarışmada ödüller almış bir yapıt.

Emin Ellerde bir kamyon dolusu parayla kaçarken iki kız kardeşle başı belaya giren bir hırsızın öyküsü. Film Montpellier, Larissa, Münih ve Mexico film festivallerinde ödüller almış.

Montevideo, Tel Aviv, Mons Kudüs film festivallerinden ödüllerle dönen Kişisel Amaçlar dokuz yaşındaki oğlunun ünlü bir futbolcu olması için çabalayan bir babayı anlatıyor.

Uluslararası dokuz ödüle sahip 1997 yapımı Bedevi Kumu istek ve gereksinimin farklı şeyler olduğunu öğrenmek zorunda kalan bir çocuğun öyküsü.

Bu bölümün son filmi 1999 yapımı ve Münih ve Tayvan festivallerinde ödül almış olan Diğer Yanak.